Dün gibi hatırlıyoruz.

Çünkü;

O gün Urfa’daydık.

GAP Tarımsal Araştırmalar Eğitim Merkezi’nde düzenlenen toplantıdaydık.

Hani;

Bugün şiddetle dile getirilen gıda krizi uyarılarını ve yükselen gıda fiyatları var ya….

Dönemin;

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılında bu tehlikeyi fazlasıyla görmüş ve bir dizi radikal kararlar almıştı.

Bunlardan biri de Milli Tarım Projesi’ydi.

Türkiye’yi;
Ekilebilir ve planlanabilir bölgelere ayırmayı içeren bu Milli Tarım Projesi’nin çıkışı da Urfa’da yapılmıştı.

Dediğimiz gibi net hatırlıyoruz.

Bakan Çelik;

Bu projeyle bir takım odakların tekerine çomak sokmuştu.

Keza;
Ne olduğu bilinmeyen etler sürekli Türkiye’ye sokuluyordu ki, Bakan Çelik bu etler yerine hayvanların canlı gelmesini kararlaştırmıştı.

Bu da;

Başta kavurma et sektörünü rahatsız etmişti.

Keza;

Türkiye’de rahatlıkla ekilebilir ve sofralara gelebilir ürünler olmasına karşın, bunların bazılarının ithaline son veriyordu projesi ki, yine birileri rahatsız olmuştu.

Ve;
Hatırlıyoruz da Bakan Faruk Çelik bu projeyi ilan ederken şunu söylemişti:

“Gıdayı kontrol eden, dünyayı yönetir…”

Çok önemli bir sözdü bu.

Bugün “gıda güvenliği” kavramı fazlasıyla konuşuluyor.

Bu kavram;

Hastalıklara neden olan biyolojik, fiziksel ve kimyasal etkenleri önleyecek şekilde gıdaların işlenmesi, taşınması depolanması ve tüketiciye sunulma sürecini ele alıyor.

Ama;

Bu süreçte yaşanan ciddi sorunlar var günümüzde.

Çiftçilere verilen devlet desteğinin yetersizliği…

Üretim yerine ithalatı kolaylaştırmaya yönelik tarım politikaları…

Kırsal nüfusun çok önemli bir bölümünün tarımı bırakması, kente göç etmesi…

Akaryakıt ve gübre fiyatlarının yüksekliğiyle ekimin azalması…

Bu etkenler;
Günümüzde alarm zilleri çaldırıyor.

İşte…

Bu yönde;

2015-2017 arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yapan Bursalı deneyimli siyasetçi Faruk Çelik, yaşanabilecek kıtlık tehlikesine karşı bir dizi önerilerde bulundu.

Bu öneriler;

Partisinin tarım politikalarına da yönelikti aynı zamanda.

Önerisi 3 başlık üzerinden geldi.

İlki;

Gıda güvenliği konusunda üretimin sürekliliğine yönelik çektiği dikkatti.

Halen ekimi de yapılıp da bu yıl hasat edilecek ürünün neredeyse kalmadığını belirten Çelik, “Yapılacak şey, hasat-nakliye-pazar-ev eksenindeki zayiat ve israfın önlenmesidir” dedi.

Yani;
Sağlıklı depolama, doğru nakil ve tüketime dikkat çekti.

Bu kaybı da şöyle açıkladı:

“Ülkemizde her yıl 170 milyon tonluk üretim için girdi kullanılıyor.

Ne yazık ki, üretimde bunun yüzde 30’u kayboluyor.

Bu afişi eğer ki HDP assaydı? Bu afişi eğer ki HDP assaydı?

Bu nedenle üretimimiz 120 milyon ton civarında kalıyor.

Sofraya gelene kadar nakliye-pazar-paket ve evdeki kayıplardan sonra da 90 milyon tona iniyor.

Bu da 80 milyon ton kayıp demektir”

Eski bakan Faruk Çelik;

Bu yöndeki önerisini, unutulan Milli Tarım Projesi’ne dayandırdı yine.

Dediği şuydu:

“Çözüm, ekimden hasada değin bilinçli ve az kayıpla üretim yapmak.

Soğan ve patates gibi kayıp oranı yüksek ürünlere çözüm üretmek gerekir.

Paket ve sunum standardını yükseltmek de bir çözümdür.

Bilelim ki ürettiğimiz kadar israf ederek gıda güvenliği asla sağlanamaz”

Kuşku yok ki;

Faruk Çelik’in bu önerileri aynı zamanda bir dönem görev aldığı yaptığı Bakanlık’a da.

Yine hatırlıyoruz da;

Bakanlığı döneminde Türkiye’nin verimli ovaları belirlenmiş, ayrılmış ve hangi dönemlerde hangi ovalarda ne yetiştirileceği ve ne kadar yetiştirileceği, o ürünlerin çiftçi nezdinde ne kadar destekleneceği belirlenmişti.

Sonra da bölge bölge dolaşıp anlatmıştı.

Adeta;
Tarım devrimi yapmıştı Bakan Faruk Çelik.

Ama gelinen süreçte o devrimden çok uzaklaşıldı.

İthalata ağırlık verildi, çiftçi üretimden uzaklaştı, uzaklaşmak zorunda kaldı.

Umarız ki;
Faruk Çelik’in, olması gerekenleri söylediği bu önerileri Ankara’dan ilgili Bakanlık’tan duyulur da harekete geçilir.