‘Sinema ve Edebiyat’ üzerine konuşan Senarist- Yönetmen Derviş Zaim, eserleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Derviş Zaim, “Geleneksel sanatlardan geleneksel şekilde etkilendiğim bütün filmleri yaparken, hayata geçirdiğim içerikleri uç bir yorumlama ile ele alsaydım tam bir deneysel film haline geetirme ihtimalim vardı. Lakin sinema bir kitle sanatıdır ve bunun sokaktaki insana seslenebilmesi gerekir. Ben, sadece entelektüellere özel film yapmıyorum aksine sokaktaki sıradan insanların gelip filmlerimde bir şeyler bulmasını istiyorum. Bütün filmlerimde, biçim ve estetiğin ince dengesini sağlamaya ve bunun iyi bir hikâye biçiminde ele alınması gerektiğini düşünerek çalışıyorum. Seyirciye iyi bir hikâye anlatmak gayesindeyim. Ben filmografim içerisinde çok çeşitli yapıları harmanlamaya gayret ediyorum. Bunu da her filmin butik olarak insana seslenmeye çalıştığı noktada kendi sesini bulabilmesi adına yapıyorum” dedi.


“Dikkatli okuma yapmak zorundayız”
‘Nasıl Okuyalım? Nasıl Yazalım? Nasıl Seyahat Edelim?’ konu başlığı üzerine katılımcılarla sohbet eden Araştırmacı Yazar Taha Kılınç, “Bizim önce şu ayrımı yapmamız lazım. Bütün her şeye yetişemeyeceğiz. Vaktimiz kısıtlı olduğu için bundan dolayı çok dikkatli okuma yapmak zorundayız. Gereksiz, bizi istikametimizden saptıracak ya da gerçekten bilgi vermeyecek şeylerle uğraşmak için vaktimiz yok. Kütüphanemizdeki her kitap bize lazım değil. Her kitap bizi ömür boyu beslemiyor. Okuduğumuz kitapları paylaşalım. Bir diğer nokta okuma eylemi sürekli ve istikrarlı okuma yapmak olmalı. Her gün mutlaka, ciddiyetle okuma yapalım ve okuduğumuz kitapları mutlaka kalıcı hale soktum. Okumaları belli alanlarda sürekli yapmamız lazım. Sonrasında mutlaka yazı işini kendinizle alakalı bir eylem olarak ciddiye alın. Yazı işi iki önemli prensip gerektiriyor. Sürekli ve ısrarcı bir şekilde yazmak gerekiyor” diye konuştu.