Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) Eylül 2026 Genel Yönetim Kurulu toplantısı Bursa’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından, Marmara Bölge Toplantısı öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen ADD Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt, derneğin çalışmalarını ve Türkiye gündemine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Marmara Bölgesi şube başkanlarının da katıldığı basın toplantısında Bozkurt, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğunu düşündükleri sorunları vatandaşlarla paylaşmak amacıyla ülke genelinde ziyaretler ve toplantılar düzenlediklerini söyledi. Bozkurt, yaşanan gelişmelerin nedenlerinin ve olası sonuçlarının kamuoyuyla tartışılmasını önemsediklerini belirtti.

“37 yıllık sorumluluğun bilinciyle çalışıyoruz”

1989 yılında kurulan ADD’nin 37. yılını sürdürdüğünü hatırlatan Bozkurt; Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı’nın adlarını anarak, derneğin taşıdığı tarihsel sorumluluğa dikkat çekti.

Atatürk’ün adını taşıyan bir kuruluşun yöneticileri olarak çalışmalarını bu bilinçle yürüttüklerini ifade eden Bozkurt, Cumhuriyet’in kazanımlarını savunmanın ve toplumu bilgilendirmenin öncelikli görevleri arasında olduğunu vurguladı.

Yargının siyasi amaçlarla kullanıldığı iddiası

Konuşmasının bir bölümünü hukuk ve yargı alanındaki gelişmelere ayıran Bozkurt, hukukun siyasi mücadelede bir araç olarak kullanıldığını ifade eden “lawfare” kavramı üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Brezilya’da Lula da Silva’nın yargılanma ve siyasete dönüş sürecini örnek gösteren Bozkurt, Türkiye’deki bazı adli uygulamaları da bu çerçevede değerlendirdiğini söyledi. Belediye başkanları, gazeteciler ve aydınlara yönelik işlemleri eleştiren Bozkurt, yargı bağımsızlığının ve hukuk güvenliğinin toplumun bütün kesimleri açısından önem taşıdığını belirtti.

BURSA'DA ÇATI KÜLE DÖNDÜ!
BURSA'DA ÇATI KÜLE DÖNDÜ!
İçeriği Görüntüle

Gazeteci Ali Tarakçı’ya yönelik gözaltı uygulamasını da eleştiren Bozkurt, adli süreçlerdeki yaklaşım farklılıklarının kamuoyunda sorgulanması gerektiğini savundu.

Okul güvenliği ve çocukların şiddete sürüklenmesi

Eğitim alanındaki sorunlara da değinen Bozkurt, okulların güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Çocukların karıştığı şiddet olaylarının yalnızca bireysel vakalar olarak ele alınamayacağını ifade eden Bozkurt, bu olayları ortaya çıkaran toplumsal koşulların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yaşanan sorunların sorumluluğunun toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirten Bozkurt, “Ben de sorumluyum. Burada bulunan herkes sorumlu. Çünkü bu ülke bizim ülkemiz” ifadelerini kullandı.

Kişisel veriler ve seçim güvenliği vurgusu

Kişisel verilerin güvenliğine ilişkin kaygılarını da paylaşan Bozkurt, kimlik ve telefon bilgilerinin yer aldığı veri setleri hakkındaki iddialara değindi. Bu tür verilerin hangi amaçlarla kullanılabileceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Bozkurt, konuyu seçim güvenliği açısından da değerlendirdi.

Seçmen kayıtları ve kişisel verilerin korunması konusunda soru işaretleri bulunduğunu savunan Bozkurt, seçim güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekti.

“Üniter devlet yapısı korunmalı”

“Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen sürece ilişkin görüşlerini açıklayan Bozkurt, tartışmaların yalnızca olası af düzenlemeleriyle sınırlandırılmaması gerektiğini söyledi. Sürecin bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin üniter yapısı üzerindeki olası etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu.

Konuşmasında Tom Barrack’a atfettiği açıklamaları eleştiren Bozkurt, bölgedeki devletlerin toprak bütünlüğünü ilgilendiren söylemlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin egemenliğinin, ulusal birliğinin ve üniter devlet yapısının korunmasının temel öncelik olduğunu vurguladı.

Heybeliada Ruhban Okulu ve Fener Rum Patrikhanesi hakkındaki tartışmalara da değinen Bozkurt, bu başlıkları Lozan ve Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri açısından değerlendirdiklerini belirtti.

“Derdimiz şu siyasi parti, bu siyasi parti değil”

ADD’nin açıklamalar ve gazete ilanları aracılığıyla kamuoyuna ve siyaset kurumuna seslendiğini aktaran Bozkurt, bu çağrılara yeterli karşılık bulamadıklarını düşündüğünü söyledi.

Eleştirilerinin yalnızca belirli bir siyasi partiye yönelik olmadığını vurgulayan Bozkurt, “Derdimiz şu siyasi parti, bu siyasi parti asla değil” dedi. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu sorunların, günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini belirten Bozkurt, şöyle konuştu:

“Sorun; Türkiye’nin üniter ulus devlet yapısını, laik Cumhuriyeti, dil birliğini ve ülkesiyle milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerdir.” dedi.

Anayasa ve eşit yurttaşlık etrafında birlik çağrısı

Anayasa’nın Cumhuriyet’in temel niteliklerini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, kanun önünde eşitliği ve vatandaşlık bağını düzenleyen hükümlerine bağlılığını ifade eden Bozkurt, farklı siyasi görüş ve inançlara sahip vatandaşların bu ortak ilkeler etrafında buluşabileceğini belirtti.

Toplumsal birliğin önemine dikkat çeken Bozkurt, “iç cephe” kavramının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Cumhuriyet’in korunmasının bütün yurttaşların ortak sorumluluğu olduğunu savundu.

“Mücadelemizi hukuk içinde sürdürüyoruz”

Bursa’da yaptığı konuşmada Atatürk’ün Bursa Nutku’nu da hatırlatan Bozkurt, Cumhuriyet’e ve devrimlere sahip çıkma sorumluluğuna vurgu yaptı.

Derneğin çalışmalarını düşünce ve hukuk zemininde sürdürdüğünü belirten Bozkurt, “Elimizdeki güç fikirlerimizdir, düşüncelerimizdir; başka bir şey değildir. Hukuk içinde, yasal çerçevede bu görevi yapmaya gayret ediyoruz” dedi.