Kılıçdaroğlu, İstanbul'da; Aşura Matem Merasimi’ne katıldı. Kılıçdaroğlu, "Kerbela, sadece İslam tarihinin değil insanlık tarihinin de en büyük trajilerinden birinin adı olsa dahi kendisinde çıkartacağımız sonuç mutlak adalet ve kardeşlik olmalıdır. Hz. Hüseyin Kerbela’da şüphesiz adaleti temsil ediyordu. Elbette ki bizler Hz. Hüseyin’in Kerbela’da temsil ettiği adaletten yanayız, tarafız. Hz. Hüseyin’e ağlayıp kim olursa olsun, kimden yana olursa olsun, hangi inanca, mezhebe, etnik kimliğe sahip olursa olsun Yezid gibi davrananlardan değiliz, olmayacağız." diye konuştu. 

Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

"Hz. Hüseyin, ‘Ben zulme karşı adaletin savaşını verirken kendisi zalim olan birisinin bu harekete katılmasını istemiyorum’ demişti. Bu sözün, şartın günümüz İslam dünyasındaki karşılığı şudur: Her türden haksızlığa, her türden şiddete, adaletsizliğe karşı birlikte davranmalı, birlikte karşı çıkmalıyız.

Haksızlık, şiddet, adaletsizlik, eşitsizlik kimden gelirse gelsin ve kimden kaynaklanıyorsa kaynaklansın hep birlikte karşı çıkmalıyız.

"Günümüzün Yezid’i anlayışına ama, fakat, ancak, lakin ile cümleler kurarak meşruiyet kazandırmamalıyız"

Günümüzün Yezid’i anlayışına ama, fakat, ancak, lakin ile cümleler kurarak meşruiyet kazandırmamalıyız.  Tek bir Müslüman dahi kendi Yezid’ine sahip çıkmak gibi bir gafletin içine düşmesini asla ve asla kabul edemeyiz.  Şehit düşeceğini bile bile yolunu muktedir olandan, gücü ve iktidarı elinden bulundurandan ayırarak Hz. Hüseyin’e katılmaktan tereddüt etmeyen Hür gibi zihni bir özgürleşmeye yönelmeliyiz.  Bu hürriyete de ancak ve ancak Hüseyin’in Kerbela’nın kumuna düşen kanından kin ve nefret değil barış ve kardeşlik çıkarmamız halinde ulaşabiliriz.

"Bizim için tek bir kriter olmalıdır o da adalet"

Dedesinin, babasının, kendisinin dilinde, fikrinde, irfanında olmayan kin ve nefreti, Sünni, Şii, Alevi, Bektaşi ezcümle  kendisine Müslümanım diyen tek bir ferdin de sürdürmeye hakkı yoktur. Bizim için tek bir kriter olmalıdır o da adalet.  İslam dünyasının tüm dünyanın temel problemlerine adalet penceresinden bakabilmeliyiz. Tüm İslam dünyası olarak bugüne kadar bunu başaramamış olmamız başaramayacağımız anlamına gelmez. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Bir Müslüman'ın açlığı, esirliği, yoksulluğu, çaresizliği tüm Müslümanlığın açlığı, esirliği, yoksulluğu, çaresizliği demektir.

"Susmamalıyız ve İslam dünyasında öfkeyi değil hoşgörüyü büyütmeliyiz"

Susmamalıyız ve İslam dünyasında öfkeyi değil hoşgörüyü büyütmeliyiz. Bunu başardığımızda Hz. Hüseyin'in hâlâ akmaya devam eden kanını durdurabilir, onu huzura kavuşturabilir, Kerbela'daki hüznü dağıtabiliriz. Bu noktada Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu cumhuriyetimizin demokratik, laik, sosyal hukuk kimliğinin tüm İslam dünyasına rehber olacağına inanıyorum.

Cumhuriyetimizin demokrasi ile taçlanacak ikinci yüzyılının Kerbela'da hâlâ akmaya devam eden kanın durmasına çok önemli katkılar sunacağını görüyorum."