<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Koza24 - Haberler, Son Dakika Haberleri ve Bursa Güncel Haber</title>
    <link>https://www.koza24.com</link>
    <description>Bursa Koza 24 haber sitesi Bursa haberleri Bursaspor haberleri , Bursa son dakika haberleri Bursa ekonomi  haberleri, Bursa canlı yayınlar, yerel siyaset, sanayi ve ekonomi haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.koza24.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 08:48:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Hastanesi’nden kurban kesimi uyarıları]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/hayat-hastanesinden-kurban-kesimi-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/hayat-hastanesinden-kurban-kesimi-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları kurban kesimi sırasında yaşanabilecek yaralanmalar ve alınması gereken sağlık önlemleri konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram dönemlerinde acil servis başvurularında özellikle el, kol ve bacak kesileri ile tendon yaralanmalarında ciddi artış yaşandığını belirten Dr. Aldabbas, bilinçli ve kontrollü hareket edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dr. Kutada Aldabbas</strong>, kurban kesiminin mutlaka deneyimli kişiler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak “Bayram sürecinde en sık karşılaştığımız durumlar, bıçak kesileri, tendon yaralanmaları, kırıklar ve hayvan kontrolü sırasında oluşan travmalardır. Özellikle profesyonel olmayan kişiler tarafından yapılan kesim işlemleri ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın dikkatli olması ve gerekli güvenlik önlemlerini alması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p><strong>“KORUYUCU EKİPMAN KULLANIMI İHMAL EDİLMEMELİ”</strong></p>

<p>Kesim sırasında uygun ekipman kullanımının önemine değinen Dr. Aldabbas, kaymaz tabanlı ayakkabı, kalın eldiven ve kontrollü kesim alanlarının yaralanma riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Kesim alanında çocukların bulunmaması gerektiğini de belirten Abbas, yoğun ve panik ortamlarının kazaları artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>İLK MÜDAHALE DOĞRU YAPILMALI</strong></p>

<p>Olası kesilerde yanlış müdahalelerin enfeksiyon riskini artırabileceğini ifade eden Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, “Kesilen bölge temiz bir bez ile baskı uygulanarak kontrol altına alınmalı, bölge temiz su ile yıkanmalı, erin kesilerde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve kopma, tendon hasarı veya yoğun kanama durumlarında profesyonel tıbbi destek ihmal edilmemeli” şeklinde konuştu.</p>

<p>Kurban Bayramı öncesinde tetanoz aşısının güncel olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Aldabbas, özellikle açık yara oluşan durumlarda enfeksiyon riskine karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Bunlar da ilginizi çek</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/hayat-hastanesinden-kurban-kesimi-uyarilari</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/indir-12-4.jpg" type="image/jpeg" length="44777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kurban etini 1 gün bekletin" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/kurban-etini-1-gun-bekletin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/kurban-etini-1-gun-bekletin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Bölümü Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, Kurban Bayramı’nda kesilen etlerin sıcağı sıcağına tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğini, etin en az bir gün dondurucuda bekletildikten sonra tüketilmesi gerektiği uyarısında bulundu.<br />
Bayramlarda ziyaretler sebebiyle öğün saatlerinde değişiklikler olabildiğini söyleyen Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Beslenme düzenimizdeki değişikliklere rağmen tedbir alınmazsa, bazı sağlık problemleri yaşanabilir. Bu problemlerin başlıcaları sindirim güçlüğü, kabızlık, mide rahatsızlıkları, tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı gibi sağlık sorunlarıdır. Kurban Bayramı'nın en önemli özellikleri arasında kavurma, tatlı ve çikolata ikram edilmesi vardır. Et, vücudumuzun yapı taşı olan proteinlerin en önemli kaynağıdır. İçerdiği iyi kalitedeki proteinlerin yanı sıra yağ, minerallerden demir, magnezyum, çinko ve vitaminlerden B12, B6, B1 ve A vitaminlerini içerir. Fakat kırmızı et, C ve E vitaminini içermez. Bu sebeple etin sebzelerle pişirilmesi veya yanında sebzelerin de tüketilmesi, sağlıklı beslenme için gereklidir ve önemlidir" diye konuştu.<br />
Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, ızgara veya haşlamanın sağlıklı pişirme yöntemleri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:<br />
"Bu iki teknikle yapılan et yemeklerinin yanında bol yeşillikli ve limon soslu, az yağlı salatalar veya etli sebze yemekleriyle birlikte tercih edilmesi gerekir. Kavurma ve kızartma yöntemiyle pişirilen et yemeklerini mümkün olduğunca az tüketmek sağlık açısından daha doğrudur. Çünkü bu iki yöntemle hazırlanan yemekler hem sindirim açısından zorluklara yol açar hem de vücudumuzda vitamin ve mineral kaybına yol açarlar. Kesilen etler de, derin dondurucuda 1 gün bekletilmelidir. Etler, küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk bölümünde eksi 2 derecede 5 gün veya derin dondurucuda eksi 18 derecede 3 ay saklanabilir. Et potansiyel riskli besin olduğu için çözdürüldükten sonra hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Çözdürülecek etin kolaylıkla bozularak zararlı hale gelmesini önlemek için oda ısısında açıkta değil, derin dondurucudan çıkartıldıktan sonra buzdolabında alt raflarda çözdürülmesi sağlanmalıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/kurban-etini-1-gun-bekletin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/a-w711989-01.jpg" type="image/jpeg" length="15144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Sağlığı İçin Tansiyon Takibi Şart]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/kalp-sagligi-icin-tansiyon-takibi-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/kalp-sagligi-icin-tansiyon-takibi-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyonun dünyada ve Türkiye'de kalp-damar hastalıklarının en önemli sebeplerinden biri olduğuna dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Dönmez, yüksek tansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve bu sebeple "sessiz katil" olarak adlandırıldığını söyledi.<br />
Kalp Sağlığı Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Dönmez, hipertansiyonun kalp krizi, felç, kalp yetersizliği ve böbrek hastalıkları açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
"Hipertansiyon, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Bu sebeple birçok kişi hipertansiyon hastası olduğunu ancak bir komplikasyon geliştiğinde öğreniyor. Düzenli tansiyon ölçümü, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor."<br />
Yüksek tansiyonun bazı hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ve burun kanaması gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Dönmez, "Ancak hipertansiyon çoğu zaman sessiz seyreder. Şikâyet olmaması, tansiyonun normal olduğu anlamına gelmez. Hipertansiyondan korunmada hayat tarzı değişiklikleri önemlidir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, ideal kilonun korunması, sigara ve aşırı alkolden uzak durulması, sağlıklı ve dengeli beslenme ile düzenli doktor kontrolleri hipertansiyon riskini azaltmada önemli rol oynar" dedi.<br />
Erken teşhis ve doğru tedavi ile hipertansiyonun kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Dönmez, açıklamasını şu sözlerle tamamladı;<br />
"Tansiyonun kontrol altında tutulmasıyla kalp ve damar hastalıkları riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı bir hayat için tansiyon değerlerinizi düzenli takip etmeyi ihmal etmeyin."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/kalp-sagligi-icin-tansiyon-takibi-sart</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/a-w708033-01.jpg" type="image/jpeg" length="89136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp anjiyosundan korkmayın]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/kalp-anjiyosundan-korkmayin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/kalp-anjiyosundan-korkmayin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, halk arasında ‘sanal anjiyografi’ olarak bilinen Koroner BT Anjiyografi yönteminin, kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Gümüştaş, sadece birkaç dakika süren bu yöntemle anjiyoya göre damar duvarı ve damarlardaki plakların yapısı hakkında daha detaylı bilgiler edinildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Günümüzde kalp hastalıklarının erken teşhisinde en çok uygulanan yöntemlerden biri olan Koroner BT Anjiyografi (Kalp Tomografisi), klasik anjiyoya göre sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, bu teknolojinin hastaya hiçbir ağrı vermeden, adeta bir "kalp haritası" çıkardığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Damarın sadece içini değil, duvarını da görüyor</p>

<p></p>

<p>Klasik anjiyografi yöntemlerinde sadece damar içi görüntülenebilirken, Koroner BT Anjiyografinin daha kapsamlı bilgi sunduğunu belirten Uzm. Dr. Gümüştaş, "Koroner BT anjiyografi ile başarılı bir çekim gerçekleştirildiğinde neredeyse anjiyodaki gibi üst düzeyde bilgi veren bir görüntü elde edilebilir. Hatta anjiyoda hastanın sadece damarlarının içi görülürken, Koroner BT anjiyografide hastanın damar duvarı da görülebilmektedir. Ayrıca damarlardaki plakların yapısı da analiz edilebilir. Plak içeriği, plak yaygınlığı ve karakteri hastanın yüksek riskli gruba girip girmediği konusunda da bilgi verir" dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birkaç dakikada ağrısız işlem</p>

<p></p>

<p>Tetkikin hasta konforu açısından en büyük kolaylığının hızlı ve ağrısız olması olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Gümüştaş, işlemin avantajlarına dair şu bilgileri verdi:</p>

<p></p>

<p>"Görüntü kalitesi çok yüksektir. Koroner arter hastalığında yüksek çözünürlüklü görüntü verdiği için çok sık tercih edilmektedir. Komplike ve basit doğumsal kalp hastalıklarında, anatomi ve damarsal bağlantılar konusunda da ileri düzeyde bilgi vermektedir. Çekim için 5-7 dakika gibi kısa bir süre yeterli olduğu ve MR’daki gibi gürültü sorunu söz konusu olmadığı için hastalara rahatsızlık vermemektedir. İşlem sırasında ve sonrasında ağrı olmaz. Stent işlemi ya da bypass ameliyatı geçirmiş kişilerde veya daha önce koroner arter hastalığı olduğu bilinmeyen hasta grubunda güvenle uygulanabilir. Koroner anatomi ve darlık düzeyleri ile ilgili detaylı bilgi alınabilmektedir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/kalp-anjiyosundan-korkmayin-1</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/indir-88-1.jpg" type="image/jpeg" length="11914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında bu hastalıklara dikkat]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-bu-hastaliklara-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-bu-hastaliklara-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırlarken, Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk alınabilecek önlemleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, özellikle bahar aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep oluyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geliyor. Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü Op. Dr. İdil Öztürk, "Üst solunum yolu enfeksiyonuna sebep olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte bu hastalıklar sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı ve larenjite sebep olabilir" dedi.<br />
<br />
Havasız ortamda bulunmak enfeksiyon riskini artırır<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olmak, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Yakın mesafeden konuşma, öpüşme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşı kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de geçebilir" diye konuştu.<br />
<br />
Nezlede antibiyotik gereksiz<br />
Op. Dr. Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının başında nezlenin geldiğini söyleyerek, "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşırma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir" dedi.<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonlarından gribin ani olarak yüksek ateşle başladığını söyleyen Op. Dr. İdil Öztürk, "Grip öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş ise genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Tonsilit bronşite neden olabiliyor<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonları arasında tonsilit ve farenjitin olduğunu ifade eden Op. Dr. İdil Öztürk, "Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır" dedi.<br />
Mevsim geçişlerinde orta kulak iltihabının da sıkça görüldüğüne değinen Op. Dr. İdil Öztürk, şöyle devam etti:<br />
"Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay arasındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir."<br />
Sinüzitin de üst solunum yolu enfeksiyonları arasında olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İdil Öztürk, "Yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Viral enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Screenshot 8-493" class="detail-photo img-fluid" height="714" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-8-493.jpg" width="960" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-bu-hastaliklara-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-9-428.jpg" type="image/jpeg" length="85097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs uyarısı: O alanlar riskli!]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/hantavirus-uyarisi-o-alanlar-riskli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/hantavirus-uyarisi-o-alanlar-riskli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Tülay Şener Özvatan, özellikle kırsal bölgelerde ve depo gibi kapalı alanlarda çalışan vatandaşları, kemirgenlerden bulaşan ve ölümcül sonuçlar doğurabilen Hantavirüs'e karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüsün tarihçesinin oldukça eskiye dayandığını belirten Dr. Özvatan, "Bu virüs, MS 960 yıllarına kadar uzanan Çin tıbbi metinlerinde tanımlanmıştır. Modern tıp literatürüne ise 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı sırasında askerlerde görülen 'Kore Kanamalı Ateşi' ile girmiştir. Virüs ilk kez 1978 yılında Kore'de bir kemirgenden izole edilmiştir" dedi.</p>

<p><br />
"Sadece temas değil, solunum da riskli"<br />
Dr. Özvatan, virüsün temel kaynağının fare, sıçan ve hamster gibi kemiriciler olduğunu vurgulayarak bulaşma yolları hakkında şu bilgileri verdi;<br />
"Hantavirüs, enfekte kemirgenlerin idrar, dışkı ve tükürüklerinde bulunur. En önemli bulaşma yolu, bu atıkların karıştığı tozların ve havanın solunmasıdır. İdrar veya dışkı ile direkt temas ya da ısırılma vakaları daha nadir görülür. İnsandan insana bulaş ise oldukça nadir olup ilk kez 1996 yılında Arjantin'deki bir salgında bildirilmiştir."</p>

<p><br />
Hantavirüsün dünya genelinde iki ana klinik tabloya yol açtığını belirten Dr. Özvatan, Türkiye'deki duruma da dikkat çekti. Özvatan, "Avrupa, Asya ve Afrika tipi, genellikle böbrek yetmezliği ile seyreden formdur. Amerika tipi, Ölüm oranının daha yüksek olduğu ve akciğerlerin tutulduğu formdur. Ülkemizde ilk vakalar 1997 yılında İzmir'den bildirilmiştir. İlk yaygın salgın ise 2009'da Zonguldak ve Bartın bölgesinde görülmüştür. O dönemde 31 kişinin hastalandığını ve 2 kişinin hayatını kaybetti. Türkiye'de son yıllarda yıllık 10-15 vaka tespit edilmeye devam etmektedir ve ülkemizde görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyretmektedir" diye konuştu.</p>

<p><br />
Hastalığın kuluçka süresinin ortalama 21 gün olduğunu, ancak bu sürenin bazen 8 haftaya kadar uzayabildiğini belirten Dr. Tülay Şener Özvatan, kesin bir tedavisinin bulunmadığını, hastanede destek tedavisi uygulandığını ifade etti. Özellikle belirli meslek gruplarının daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatan Dr. Özvatan, risk gruplarını şöyle sıraladı;<br />
"Çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar. Liman işçileri. Kullanılmayan eski binaların temizliğini yapanlar. Haşere kontrol çalışanları. Kemirgen dışkısı bulunma ihtimali olan eski depo, bodrum veya kulübe gibi alanları temizlemeden önce mutlaka havalandırın ve temizlik sırasında maske/eldiven kullanmayı ihmal etmeyin."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Screenshot 11-344" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-11-344.jpg" width="306" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/hantavirus-uyarisi-o-alanlar-riskli</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-12-319.jpg" type="image/jpeg" length="50585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'zayıflama iğnesi' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde her üç kişiden birinin fazla kilolu veya obez olduğunu belirten Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, obeziteye karşı geliştirilen ve gittikçe yaygınlaşan GLP – 1 hormon tedavisinin ancak uzman hekim kontrolünde uygulandığında güvenli ve etkili olabileceğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri haline gelen obezite ile mücadele edenlerin sayısının 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor.</p>

<p>Uzm. Dr. Mahmut Öztürk obezitenin kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından pek çok kanser türüne kadar birçok kronik hastalığın temel nedeni haline gelen bir sağlık sorunu olduğunu, dolayısıyla vücudun tüm sistemini etkileyen bu durumla başa çıkmanın kolay olmadığını söyledi.</p>

<p>“Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile seyreden kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” diyen Uzm. D. Öztürk, halk arasında genellikle “zayıflama iğnesi” olarak bilinen tedavinin yaygın olarak kullanıldığını belirtti.</p>

<p>Bu tedavide GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçların obez kişiye enjekte edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, şöyle konuştu :</p>

<p>“GLP-1 bağırsaklardan salgılanan ve iştahı kontrol eden doğal bir hormon. Bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar, tokluk hissini artırır, iştahı azaltır ve kalori alımını düşürerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. Bu tedavi, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya obeziteye eşlik eden ek hastalıkları bulunan bireylere hekim kontrolünde uygulanabilir. Genellikle enjeksiyon şeklinde uygulanır ve kişiye özel planlanır. En sık görülen yan etkiler bulantı ve hafif mide şikayetleridir; genellikle geçicidir. Tedavi sürecinde doktor takibi önemlidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamasında, son dönemde sosyal medyada GLP-1 tedavisi ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan olumsuz paylaşımlar yapıldığını dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, bu tür paylaşımların çoğu zaman bireysel deneyimlere dayandığını, oysa uygun hasta grubunda ve hekim kontrolünde uygulandığında GLP-1 analoglarının güvenli ve etkili olduğunu belirtti.<strong> </strong>Uzm. Dr. Öztürk,<strong> </strong>“Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır ve modern tıbbi yaklaşımlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilir” dedi.</p>

<p><img alt="Screenshot 14-270" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-14-270.jpg" width="360" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-15-246.jpg" type="image/jpeg" length="62367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işıltılı bir cilt için öneriler]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/isiltili-bir-cilt-icin-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/isiltili-bir-cilt-icin-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Bölümü Uzm. Dr. Gülbiye Güler, bahar aylarıyla birlikte daha sağlıklı ve parlak cilt için günde 10-12 bardak kadar su içilmesinin önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir cilt için ona iyi bakmak ve onu zararlı etkenlerden korumak gerekiyor. Kişiye uygun cilt bakım ürünleri kullanmanın yanı sıra sağlıklı beslenmek, yeterince su tüketmek ve güneş ışınlarından korunmak da önem taşıyor. Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzm. Dr. Gülbiye Güler, bahar aylarıyla birlikte daha sağlıklı bir cilt için önerilerde bulundu. Bahar mevsiminde cilt sağlığı için alınacak önlemleri sıralayan Güler, "Bahara girerken ışıltılı bir cilt için, cilt temizliği çok önemlidir. Bunun için çeşitli peelingler ve cilt bakımlarıyla cilt ölü dokulardan, yabancı maddelerden arındırılmalıdır. Bu işlemler cildin yapısına göre yapılmalıdır. Bu şekilde temizlenen cilt, siyah noktalardan arındırılır ve böylece daha ışıltılı olur. Kış boyunca kuruyan cildin nemlendirilmesi gerekmektedir. Nemlendiriciler, cildin tipine uygun olarak seçilmeli; paraben, alkol gibi ürünleri içermemeli, komedojenik olmamalıdır. Nemlendiriciler ise kuru ciltlerde özellikle yenileyici, onarıcı, su tutucu olmalı; kollajen, aminoasitler, keratin ve hyalüronik asit içermelidir’’ şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Alınan gıdaların da cilt üzerinde etkisi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Gülbiye Güler, "Cilt sağlığında beslenmenin de önemi büyüktür. Bol antioksidan, A, B, C ve E vitaminlerini içeren sebze ve meyvelerle beslenerek cildin onarılması ve tazelenmesi sağlanabilmektedir. Ayrıca, Omega-3 içeren balık ve ceviz tüketmek cildin daha parlak görünmesine destek olur" dedi.</p>

<p><br />
Cildi matlaştıran ve kırışıklıklar ile lekelenmeler yapan sigara, alkol ve kafeinden uzak durulmasıve günde 2 fincan yeşil çay tüketilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Gülbiye Güler, şunları söyledi;<br />
"Cildin daha parlak görünmesi için günde 10-12 bardak kadar su içilmelidir. Kan dolaşımını artırmak ve böylece cilde ışıltı kazandırmak için günde 40-45 dakikaaçık havada yürüyüş yapılmalıdır. Yorgunluk, uykusuzluk ve stres ciltte mat, soluk ve şiş bir görünüme sebep olduğundan uyku düzenine dikkat edilmemeli, yüzde yatak kaynaklı çizgilerin oluşmaması için sırt üstü yatılmalıdır. Stresten uzak durulmalıdır. Evden çıkmadan en az 20 dakika önce güneş gören bölgelere cilt tipinee uygun güneş koruyucu faktörlü kremlerden sürülmelidir. Kişisel bakım ürünleri dışında bahar aylarında dermatolog desteği alınabilir. Vitamin karışımlarından oluşan mezoterapi, kişinin kendi kanıyla hazırlanan PRP, cilde nem veren ve kırışıklıkları azaltan hyalüronik asit enjeksiyonları ile ışıltılı bir cilde sahip olunabilir."</p>

<p><img alt="Screenshot 15 (3)-1" class="detail-photo img-fluid" height="460" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-15-3-1.png" width="356" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/isiltili-bir-cilt-icin-oneriler</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-16-3-1.png" type="image/jpeg" length="73323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir yolcu gemisinde patlak veren hantavirüs salgınının yeni bir küresel pandemi anlamına gelmediğini açıkladı. DSÖ yetkilileri, virüsün yayılma şeklinin COVID-19’dan farklı olduğunu ve riskin düşük seviyede kalacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ salgın hastalıklar uzmanı Maria van Kerkhove, hantavirüsün COVID-19 gibi hava yoluyla değil, “yakın ve uzun süreli temasla” bulaştığını belirtti. Van Kerkhove, durumun altı yıl önceki COVID-19 başlangıcından tamamen farklı olduğunu vurguladı.</p>

<h3>Üç kişi hayatını kaybetti</h3>

<p>Hollanda bandıralı MV Hondius adlı lüks yolcu gemisinde görülen salgında şimdiye kadar sekiz şüpheli vakadan beşi doğrulandı.</p>

<p>Virüs nedeniyle 69 yaşındaki Hollandalı bir kadın, eşi ve bir Alman vatandaşı olmak üzere toplam üç kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Vakalar üzerindeki incelemeler devam ederken, virüsün insandan insana bulaşmasının bu salgınla birlikte ilk kez belgelendiği ifade edildi.</p>

<h3>Temaslılar takip ediliyor</h3>

<p>1 Nisan’da Arjantin’den yola çıkan ve 10 Mayıs’ta İspanya’nın Kanarya Adaları’na varması beklenen gemide, yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunduğu açıklandı.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, virüsü ilk kapan kişilerin Güney Amerika’da katıldıkları bir kuş gözlem turunda enfekte olmuş olabileceğini belirtti.</p>

<p>Hastalığın altı haftaya kadar sürebilen kuluçka süresi nedeniyle yeni vakaların görülebileceği uyarısı yapıldı.</p>

<h3>Tahliye ve karantina süreci başladı</h3>

<p>Gemiden daha önce St Helena Adası’nda ayrılan 29 yolcunun takibi için uluslararası düzeyde çalışma başlatıldı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), ülkeye dönen bazı yolcuların kendilerini izole ettiklerini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan İspanyol yetkililer, geminin Tenerife’ye ulaşmasıyla birlikte İngiliz ve Amerikan vatandaşlarının özel uçaklarla tahliye edilmesi için Londra ve Washington ile görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.</p>

<h3>Hantavirüs</h3>

<p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/indir-56-1.jpg" type="image/jpeg" length="74127"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı nedir, neden olur?]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/nefes-darligi-nedir-neden-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/nefes-darligi-nedir-neden-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs HastalıklarıUzmanı Dr. Gülay Kaplan, nefes darlığının dikkat edilmesi gereken ciddi bir belirti olduğunu ve kalp, akciğer ve obezite gibi hastalıklara işaret edebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nefes darlığı rahatsızlığı, dikkat edilmesi gereken hastalıklardan biri olduğunu belirten Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Göğüs HastalıklarıUzmanıDr. Gülay Kaplan, önemsenmeyen nefes darlığının, zamanla daha ciddi rahatsızlıklara sebep olabileceğini söyledi.</p>

<p><br />
Nefes darlığı, kişinin efor sırasında zorlanma veya daha fazla hava ihtiyacı duyması ile tanımlanır. Fiziksel etkinlikleri kısıtlayan nefes darlığı hayat kalitesini olumsuz olarak etkilediğini belirten Medicana <strong>Bursa</strong> HastanesiGöğüs HastalıklarıUzmanıDr. Gülay Kaplan, "Tıp dilinde 'dispne' olarak tabir edilen nefes darlığı, nefes alamama ya da nefes daralması şeklinde ortaya çıkar. Kişi sanki tam nefes alamıyormuş gibi hisseder. Nefes darlığı akciğer ve kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden tedavi yöntemleri farklılık gösterir. Kişi nefes darlığını yürüme ya da merdiven çıkma gibi durumlarda zorlanma, hava alma isteği artması veya geçmişe göre daha fazla güç harcama, yeterince hava alamama şeklinde görülür. Nefes darlığı, daha ciddi hastalıklara sebep olabileceğini için mutlaka bir sağlık kuruluşuna, hekime görünülmesi önemlidir" dedi.<br />
Hava yollarının daralması sebebiyle nefes almada güçlük çekilmesine yol açan ve yaşam boyu süren ataklar ile hastanın yaşam kalitesini düşürenastım, dünyada 300 milyon insanı etkisi altına aldığını ifade eden Gülay Kaplan, "Astım ataklarını en aza indirebilmek için öncelikle bu hastalığı tetikleyen etmenlerden kurtulmak gerekir. Astımın en yaygın belirtilerinin başında ise nefes darlığı ve öksürük gelir.KOAHise istatistiklere göre dünyada ölüme yol açan hastalıklar arasında 4. sırada yer alıyor. İlerleyici ve geri dönüşümü olmayan bu akciğer hastalığı önlenebilir ve tedavi edilir. AncakKOAH'ınbu denli ciddimortaliterakamlarına ulaşmasının başlıca sebebi sigaradır. Aynı zamanda hastalığın teşhisinde yaşanan gecikmeler de ölüm oranlarını artırmaktadır. İnsanlar nefes darlığı ya da öksürüğü ciddiye almadan yaşamlarına devam ederler. Ancak bir zaman sonraKOAHfazlasıyla ilerlemiş olur ve tedavi edilemez bir hal alır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımlananzatürreöncelikle bakteriler olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Kaplan, "Zatürre ilk olarak öksürükle birlikte kendini gösterir. Diğer belirtileri ise kirli ve iltihaplı balgam,halsizlik,iştahsızlık, ateş, üşüme, titreme, bulantı, kusma, baş ağrısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır. Göğüs ağrısı ve nefes darlığının yaşandığı durumlarda akla öncelikle göğüs boşluğuna iltihabi bir sıvının biriktiği ihtimali gelir. Erken teşhis ve tedavi ile hasta eski sağlığına kavuşabilir. Kalp her attığında kasılıp gevşeyen ve vücuda kan pompalayan bir kastır. Kalp kası görev bakımından düz kaslar gibi çalışır ancak yapı olarak çizgili kaslara benzer. Yani isteğe bağlı kasılmaz.Kalp yetmezliğigenellikle kalp krizi, kalp damar hastalıkları ya da yüksek tansiyon gibi hastalıklar yüzünden kalp kasının zarar görmesinden kaynaklanır. Kalp yetmezliğinin başlıca belirtisi ise nefes darlığıdır. Diğer belirtileri ise öksürük,iştahsızlık, yorgunluk, ödem, çarpıntı, kilo alımı ve geceleri sık idrara çıkmadır. Bunun gibi, hastalık derecesine varanşişmanlıkolarak tanımlanan obezitenin belirtileri arasında ilk sırada nefes darlığı yer almaktadır" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Screenshot 6-688" class="detail-photo img-fluid" height="423" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-6-688.jpg" width="350" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/nefes-darligi-nedir-neden-olur</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-7-559.jpg" type="image/jpeg" length="74882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Astım Günü’nde kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/dunya-astim-gununde-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/dunya-astim-gununde-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, doğru tedavi ve takip ile kontrol altına alınabilen kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Her yıl Mayıs ayının ilk Salı gününün Dünya Astım Günü olarak değerlendirildiğini belirten ve bu kapsamında açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, hastalığın erken tanı ve doğru yönetimle yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Gürkan, astımın hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile karakterize olduğunu belirterek, “Hastalarımızda en sık nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan öksürük şikayetlerini görüyoruz. Bu belirtiler zaman zaman hafifleyebilir ancak kontrol altına alınmadığında ciddi ataklara yol açabilir” dedi.</p>

<p><strong>Tetikleyicilere dikkat: Günlük yaşam yönetimi kritik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Astımın bireysel tetikleyicilerle yakından ilişkili olduğuna değinen Dr. Gürkan, özellikle polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebildiğini ifade etti ve “Her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bu nedenle kişiye özel bir yönetim planı oluşturulmalı ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Basit önlemlerle atak sıklığını ciddi ölçüde azaltmak mümkündür” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>İlaç tedavisi düzenli kullanılmalı</strong></p>

<p>Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Gürkan, “Hastalarımız çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde oluyor. Oysa astım süreklilik gerektiren bir hastalıktır. İnhaler tedavilerin doğru teknikle ve düzenli kullanımı hayati önem taşır” diye konuştu.</p>

<p><strong>Erken tanı ve düzenli takip ile kaliteli yaşam mümkün</strong></p>

<p>Astımın tamamen ortadan kalkmasa da kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gürkan, düzenli hekim takibi ve hasta uyumunun tedavi başarısında belirleyici olduğunu ifade ederek,</p>

<p>“Doğru tedavi ile astım hastaları aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sürdürebilir. Burada en önemli unsur; hastalığın farkında olmak, belirtileri ciddiye almak ve uzman kontrolünü ihmal etmemektir” dedi.</p>

<p><strong>Toplumsal farkındalık çağrısı</strong></p>

<p>Dünya Astım Günü’nün amacının hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak olduğunu hatırlatan Dr. Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplum olarak astım konusunda bilinçlenmek, erken tanıyı teşvik etmek ve doğru tedaviye erişimi artırmak, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynar.”</p>

<p><img alt="Screenshot 13-289" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-13-289.jpg" width="301" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/dunya-astim-gununde-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-14-267.jpg" type="image/jpeg" length="20666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ağrısının ilacı ''planlı hareket'']]></title>
      <link>https://www.koza24.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu.</p>

<h3></h3>

<h3><strong>Kademeli Geçiş ve Süreklilik Şart</strong></h3>

<p>Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, “İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>Ameliyat Sonrası Dönemde Egzersizin Rolü</strong></h3>

<p>Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın."</p>

<p>Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, “Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir” ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Screenshot 4-1004" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-4-1004.jpg" width="399" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-5-818.jpg" type="image/jpeg" length="92446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmanın ve makyajda hijyene dikkat etmemenin, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makyaj malzemeleri kişiye özel olması gerektiğini, ürünlerin açıldıktan sonra genellikle 3-4 ay içinde tüketilmesinin önemli olduğunu belirten Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin İpçioğlu, "Aksi halde bakteriler oluşabilir. Göz makyajı yapılırken, eyeliner ve göz kalemi gibi ürünler gözün iç kısmına sürülmemelidir. Kozmetik ürün kullanımında pek çok hata yapılıyor. Bunlardan biri de makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılmasıdır. Göz enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişiye makyaj malzemenizi verirseniz, gözünüz enfeksiyon kapabilir. Mağazalarda veya ortak kullanım alanlarında bulunan deneme ürünleri de göz sağlığınızı tehdit edebilir" dedi.<br />
<br />
"Kullanım süresi dolan makyaj ürünü bitmese bile atılmalı"<br />
Her kozmetik ürünü gibi makyaj malzemelerinin de belirli bir kullanım süresi olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İpçioğlu, "Makyaj malzemeleri açıldıktan sonra belli bir süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre genel olarak 3 ya da 4 ay olarak kabul edilmekle birlikte, makyaj malzemesinin özelliğine göre süre değişebilir. Kullanım süresi dolan malzeme bitmese bile atılmalıdır. Çünkü süresinden daha fazla kullanılan makyaj malzemelerinin hemen hemen hepsinde bakteri ürediği kanıtlanmıştır" diye konuştu.<br />
<br />
"Gözdeki yağ bezleri tıkanabilir"<br />
Makyaj malzemelerinde bulunan etkin ve koruyucu maddelerin alerjik bünyesi olan kişilerde göz alerjisine neden olabileceğini vurgulayan Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, şu bilgileri verdi:<br />
"Alerjik bir bünyeniz varsa ve birden çok kozmetik ürünü aldıysanız, bunları sırayla denemeli ve alerji yapmadığına emin olduğunuz ürünleri kullanmaya devam etmelisiniz. Kirpik diplerinde göz sınırlarını belirgin hale getirmek için eyeliner veya göz kalemi kullanırken, kirpiklerin göze yakın olan iç kısmına değil, dışına sürmeye dikkat etmelisiniz. Çünkü kirpiklerin göze yakın olan iç kenarlarında gözyaşına katkıda bulunan Meibomean yağ bezleri bulunur. Bu bezler, makyaj yapılırken tıkanırsa gözyaşı kalitesizleşir ve gözde batma, yanma, kızarma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Hatta göz kapağında arpacık gibi enfeksiyonlar gelişebilir. Rimel, kalem, far gibi göz makyajı ürünlerini uygularken, uygulama yönü gözden dışarıya (uzağa) doğru olmalıdır. Böylece ürünleri sürmek için kullandığınız fırça, kalem gibi araçların saydam tabakaya (kornea) batma ihtimali azalır. Makyaj yaparken bir ürün gözünüze batarsa önce bol suyla yıkamalı, gözde rahatsızlık devam ederse göz hekimine danışılmalıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/05/screenshot-2-1505.png" type="image/jpeg" length="80888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı kader değil]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/nefes-darligi-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/nefes-darligi-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kronik solunum sorunu olan bireylerin, egzersiz, eğitim ve yaşam tarzı düzenlemelerini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyonla yaşam kalitelerini artırabileceğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Akpınar yaptığı bilgilendirmede, nefes darlığının doğru tedavi ve düzenli takip ile yönetilebileceğini vurguladı.</p>

<p>Uzm. Dr. Akpınar, Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını kaydetti.</p>

<p>Nefes darlığı yaşayan bireylerin zamanla fiziksel aktivitelerden uzaklaşabildiğini, bu durumun kas gücünün azalmasına ve dayanıklılığın düşmesine yol açarak solunum sorunlarının daha belirgin hale gelmesine neden olabildiğine dikkati çeken Uzm. Dr. Akpınar, “Pulmoner rehabilitasyon programları bireyin hem fiziksel kapasitesini hem de psikolojik dayanıklılığını desteklemeyi amaçlar” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Solunumun Ötesinde Bir Rehabilitasyon Süreci</strong></p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun yalnızca solunum egzersizlerinden oluşmadığını, program kapsamında kişiye özel egzersiz planları, solunum teknikleri, hastalık hakkında eğitim, doğru ilaç kullanımı ve günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırmaya yönelik önerilerin de yer aldığını dile getiren BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, şunları söyledi :</p>

<p>“Bu bütüncül yaklaşım sayesinde nefes darlığının azaltılması, fiziksel dayanıklılığın artırılması ve bireyin günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi hedeflenir. Düzenli olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının egzersiz kapasitesini artırdığı, hastaneye yatış oranlarını azalttığı ve genel yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir.”</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Erken Müdahale Büyük Fark Yaratabilir</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, solunum hastalıklarında erken değerlendirme ve tedavi sürecine zamanında başlanmasının önemini vurguladı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken zorlanma veya uzun süre devam eden öksürük gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, “Bu tür şikâyetler çoğu zaman yaşa ya da sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edilebilmektedir. Oysa erken dönemde başlanan pulmoner rehabilitasyon programları hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynayabilir” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Sağlıklı Nefes İçin Öneriler</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, akciğer sağlığını korumak ve solunum kapasitesini desteklemek için ise şu önerilerde bulundu :</p>

<p>“Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Temiz hava ortamlarında yürüyüş ve nefes egzersizleri uygulanmalı. Solunum hastalıkları olan bireyler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı. Gerektiğinde pulmoner rehabilitasyon programlarına iştirak edilmesi.”</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun kronik solunum hastalıklarıyla mücadelede önemli bir destek sunduğunu dile getiren Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, “Doğru egzersizler, eğitim ve düzenli takip ile solunum hastalığı olan bireylerin daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesi mümkündür” dedi.</p>

<p><img alt="Screenshot 19-199" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-19-199.jpg" width="359" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/nefes-darligi-kader-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-20-190.jpg" type="image/jpeg" length="83402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında göz alerjilerine dikkat!]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-goz-alerjilerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-goz-alerjilerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına neden olabiliyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkilediğini ifade eden Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu.<br />
Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması, çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi.</p>

<p><br />
Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.</p>

<p><img alt="Screenshot 13-283" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-13-283.jpg" width="363" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/bahar-aylarinda-goz-alerjilerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-14-262.jpg" type="image/jpeg" length="25540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Astım ve günlük yaşam zorlukları]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/astim-ve-gunluk-yasam-zorluklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/astim-ve-gunluk-yasam-zorluklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle kişilerin günlük hayatlarına güvenle devam edebileceğini söyledi.<br />
Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana <strong>Bursa</strong> Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını vurguladı. Savaş, "Astım, çoğu zaman sadece nefes darlığı ile ilişkilendirilse de aslında günlük hayatı pek çok açıdan etkileyen kronik bir hastalıktır. Bazen gece uykusunu bölen bir öksürük, bazen merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışması ya da gün içinde artan yorgunluk astımın bir parçası olabilir" dedi.<br />
<br />
"Sadece akciğerleri değil, hayat kalitesini de etkiler"<br />
Astımın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını belirten Savaş, hastaların günlük hayatta birçok zorlukla karşılaştığını ifade etti. Soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi faktörlerin hastalar için önemli tetikleyiciler olduğunu belirten Savaş, astım hastalarının sıkça yaşadığı sorunları ise şu şekilde sıraladı:<br />
"Gece öksürük nedeniyle bölünen uyku. Sabah yorgun uyanma. Günlük işlerde çabuk yorulma. Merdiven çıkarken nefes darlığı. Spor yapmaktan kaçınma. Sosyal ortamlarda endişe."<br />
Astım hastalarının zaman zaman kendini yalnız hissedebildiğini ifade eden Savaş, "Dışarıdan sağlıklı görünseler bile, içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir. Aslında, astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi önemlidir. Özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır. İnsanların önemli bir kısmı, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebiliyor. Bu sebeple tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir" dedi.<br />
Dr. Savaş, şu soruların hastalar için yol gösterici olabileceğini belirtti:<br />
"Geceleri öksürük oluyor mu? Haftada kaç kez nefes darlığı hissediliyor? Günlük aktiviteler kısıtlanıyor mu? İlaçlar düzenli ve doğru kullanılıyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar önemlidir. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olmadığımız bir sağlık sorunudur. Doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir hayat sürdürebilirler. Nefes almak hayatın en temel konforudur. Bu konfor bozulduğunda yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal hayat da etkilenir. Yaşanan sıkıntıları normalleştirmeyiniz. Daha rahat nefes almak herkesin hakkı."<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/astim-ve-gunluk-yasam-zorluklari</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/a-w691639-01.jpg" type="image/jpeg" length="99768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Polen Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/uzmandan-polen-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/uzmandan-polen-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik kişilerde pek çok soruna neden olmaktadır. Bunların arasında burun akıntısı, kaşıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma, hapşırma, sinüzit, nefes darlığı bulunmaktadır. Bu mevsimde polenlerden korunmak için bazı çözüm yolları bulunmaktadır" dedi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, polen alerjisi ile ilgili alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Polen alerjisi varsa hayatı kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir. Polenler sabaha karşı 04.00-05.00 saatlerinde uçuşmaya başlar ve akşam 21.00-22.00’ye kadar etkili olmaya devam ederler. Sabah saatlerinde havada daha yoğundurlar ve etkileri ilerleyen saatlerle azalır. Mümkünse sabah erken saatlerde dışarı çıkılmamalı; mutlaka çıkmak gerekiyorsa maske takılmalı veya bir mendille ağız, burun kapatılmalı. Açık havada olabildiğince kısa kalınmalı ve doğadan, piknik alanlarından uzak durulmalı. Evler, sabah saatleri yerine akşam saatlerinde havalandırılmalı. Kalkar kalkmaz evi havalandırmak için balkon kapılarını ve pencereleri açmamak gerekir. Alerji yoğunsa ve dış ortama çıkılmadığı ve ilaçlar da düzenli kullanıldığı halde rağmen şikâyetler gerilemiyorsa kapalı ortamlardaki havayı polenlerden arındıracak filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanılmalıdır."</p>

<p></p>

<p>Ev ve araba klimalarının bakımdan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Polen filtreleri mutlaka yılda bir defa temizletilmelidir. Gözlük kullanılıyorsa gözlükler düzenli olarak yıkanmalı. Çünkü gözlüğe yapışan her polen rahatsızlanmaya sebep olacaktır. Günlük kıyafetler, yatak odasında çıkartılmamalı. Çamaşırlar dış ortamda kurutulmamalıdır. Polenler çamaşırların üzerine yerleşebilir. Dışardan eve girildiğinde eller ve yüz mutlaka yıkanmalı. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir. Polen döneminde ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan ve alerjileri cilt testleri ile doğrulanmış hastalarda aşı tedavisi olarak da bilinen immünoterapi uygulanabilir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/uzmandan-polen-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-1-1932.png" type="image/jpeg" length="47580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalça tedavisinde konforlu yenilik]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/kalca-tedavisinde-konforlu-yenilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/kalca-tedavisinde-konforlu-yenilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, “Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor” dedi.</p>

<p>Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti.</p>

<p>Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, “Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz” diye konuştu.</p>

<p>Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, “İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.</p>

<p><img alt="Screenshot 11-333" class="detail-photo img-fluid" height="401" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-11-333.jpg" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/kalca-tedavisinde-konforlu-yenilik</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-10-364.jpg" type="image/jpeg" length="96030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zimaş'ta ''Meme Kanseri'' Semineri]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/zimasta-meme-kanseri-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/zimasta-meme-kanseri-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserine karşı Zimaş fabrikasında farkındalık semineri düzenlendi. Erken teşhisin önemini ve modern tedavi yöntemlerini paylaşan Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğan Fakıoğlu, kendi kendine muayene ve düzenli taramanın iyileşme şansını yükselteceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Doğan Fakıoğlu, Zimaş fabrikasında çalışan kadınlara yönelik düzenlenen seminerde meme kanseri, erken teşhisin önemi ve güncel tedavi yöntemleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>

<p><img alt="Screenshot 9-410" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-9-410.jpg" width="381" /></p>

<p>Sunumuna meme kanserinin küresel boyuttaki etkilerine değinerek başlayan Op. Dr. Doğan Fakıoğlu, bu hastalığın kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu ve her 8 kadından birinin hayatının bir döneminde bu riskle karşılaştığını belirtti. Dünya genelinde her yıl 2,3 milyon yeni vaka teşhis edildiğini ve 760 bin can kaybı yaşandığını vurgulayan Fakıoğlu, erken teşhisin iyileşme şansı için kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p>Op. Dr. Doğan Fakıoğlu, seminerde meme kanserini tetikleyen temel risk faktörlerini şu başlıklar altında sıraladı :</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Yaş ve Cinsiyet: Meme kanseri riski yaşla birlikte artış gösterir, özellikle 50 yaş üstü kadınlar daha yüksek risk altındadır.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Genetik Faktörler: BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonu taşıyan bireylerde hayat boyu kanser riski %40-80 arasındadır.</li>
 <li>Hormonal Faktörler: Erken adet görme, geç menopoz, geç hamilelik ve uzun süreli hormon tedavileri riski artıran unsurlar arasındadır.</li>
 <li>Yaşam Tarzı: Obezite, yağlı beslenme, hareketsiz yaşam, alkol ve sigara kullanımı</li>
</ul>

<p><img alt="Screenshot 2-1488" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-2-1488.jpg" width="420" /></p>

<p><strong>Sağlıklı Yaşam Tarzı: Beslenme ve Egzersiz</strong></p>

<p>Hastalık riskini azaltmada yaşam alışkanlıklarının gücüne değinen Op. Dr. Fakıoğlu, şu önerilerde bulundu: “Beslenme : Meyve, sebze, tam tahıllı gıdalar ve yağsız proteinler içeren dengeli bir diyet riski azaltabilir. Egzersiz: Düzenli fiziksel aktivite, genel sağlığı desteklerken kanser riskini önemli ölçüde düşürür. Genel Alışkanlıklar: Sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, stres yönetimi ve uyku düzeni hayati önem taşır.”</p>

<p>Op. Dr. Fakıoğlu, erken teşhisin sadece sağkalım oranlarını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda daha az agresif ve daha etkili tedavi yöntemlerinin uygulanmasına olanak tanıdığını belirterek, kadınların aylık kendi kendine meme muayenesi yapmalarının ve düzenli mamografi taramalarına katılmalarının önemine değindi.</p>

<p></p>

<p><strong>Yeni Gelişmeler ve Umut Veren Tedaviler</strong></p>

<p>Tıptaki son gelişmelere de değinen Op. Dr. Fakıoğlu, kanser hücrelerini spesifik olarak hedef alan yeni ilaçların tedavi seçeneklerini artırdığını söyledi. Kişiselleştirilmiş tıp sayesinde hastanın genetik profili ve biyobelirteçleri kullanılarak kişiye özel tedavi planlarının geliştirildiğini, bunun da tedavi başarısını ve hastaların yaşam kalitesini yükselttiğini ifade etti. Tedavi sürecinin sadece fiziksel değil, duygusal bir yolculuk olduğunu belirten Op. Dr. Fakıoğlu, psikolojik desteğin önemini şu sözlerle aktardı:</p>

<p>“Duygusal iyilik hali, sürecin en önemli parçasıdır. Sevdikleriniz tarafından gösterilen aile ve arkadaş desteği iyileşmeye büyük katkı sağlar. Gerektiğinde psikolog veya sosyal hizmet uzmanlarından profesyonel yardım almak, hastalığın etkilerini azaltırken umut ve pozitif bakış açısını güçlendirir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/zimasta-meme-kanseri-semineri</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-1-1926.jpg" type="image/jpeg" length="39291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalıklarda erken tanı ve tedavinin önemi]]></title>
      <link>https://www.koza24.com/hastaliklarda-erken-tani-ve-tedavinin-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.koza24.com/hastaliklarda-erken-tani-ve-tedavinin-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı bir yaşamın anahtarının düzenli kontrol ve erken teşhis olduğunu vurgulayan BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, modern çağın en korkulan hastalıklarına karşı bazı uyarılarda bulundu. Siroz, hepatit, karaciğer yağlanması, mide ve kalın bağırsak kanserleri gibi hastalıklarla ilgili bilgiler veren Dr. Öztürk, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork” diyerek erken tanının hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Erken Teşhis ile %100 Başarı Mümkün</strong></p>

<p>Mide ve kalın bağırsak kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Dr. Mahmut Öztürk, bu hastalıklarda tedavi sürecinin başarısının tamamen teşhis zamanlamasına bağlı olduğunu ifade etti. Öztürk, “Mide ve kalın bağırsak kanserlerinde erken teşhis konulduğu takdirde, cerrahi müdahale ile %100 iyileşme sağlamak mümkündür. 45 yaş üzerinde olup geçmeyen ağrı, aşırı kilo kaybı, kan kusma veya rektal kanama gibi ‘alarm semptomları’ gösteren kişilerin mutlaka gastroskopik ve kolonoskopik tetkik yaptırması gerekir” dedi.</p>

<p><strong>Siroz ve Hepatitte Zamanla Yarış</strong></p>

<p>Karaciğer yetmezliği olarak tanımlanan siroz hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu kaydeden BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Sirozun çok ileri dönemdeki kesin tedavisi karaciğer naklidir. Ancak erken dönemde sebebe yönelik tedavi ile hem hastalığın ilerlemesini önleyebilir hem de hastanın durumunda iyileşme sağlanabilir. Alkol kullanımı, hepatit B ve C ile yağlı karaciğer siroza yol açan en temel faktörlerdir. Bu etkenlerden uzak durmak ve koruyucu tedbirleri almak hayati önem taşır.”</p>

<p><strong>Karaciğer Yağlanmasına Karşı En Etkili Silah: Diyet ve Egzersiz</strong></p>

<p>Günümüzde obezite ve şeker hastalığına bağlı olarak artış gösteren karaciğer yağlanması hakkında da konuşan Uzm. Dr. Öztürk, hastalığın çoğu zaman sinsi ilerlediğini belirtti. Halsizlik ve karnın sağ üst kısmında beliren ağrıların belirti olabileceğini söyleyen Öztürk, “Karaciğer yağlanmasının ispatlanmış kesin bir ilaç tedavisi yoktur. En etkili tedavi yöntemi kararlı bir şekilde uygulanan diyet ve düzenli egzersizdir” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>Endoskopinin önemi</strong></p>

<p>Ülser gibi mide rahatsızlıklarında ise endoskopinin önemine değinen Dr. Öztürk,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>sağlığın her şeyin başında geldiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastalıkların tedavisindeki en kritik faktör zamanlamadır. Unutmayın; erken dönemde tedavi, hastalığın ilerlemesini önler. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız.”</p>

<p><img alt="Screenshot 6-668" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://koza24com.teimg.com/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-6-668.jpg" width="320" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.koza24.com/hastaliklarda-erken-tani-ve-tedavinin-onemi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://koza24com.teimg.com/crop/1280x720/koza24-com/uploads/2026/04/screenshot-7-540.jpg" type="image/jpeg" length="77596"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
