Yeşil, “Amerika-İran savaşının Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye trafiğini felç etmesi, petrol fiyatlarının 100 dolar/varilin üzerine çıkması ve Orta Doğu petrokimya ihracatının durma noktasına gelmesi, sektörümüzün temel taşlarını sarsmıştır. Plastik ambalaj üreticileri ve hammadde kullanan tüm firmalar ağır darbe alıyor” dedi.
Üretim Maliyetleri Katlanılmaz Boyutlarda
Savaşın ilk haftalarından itibaren petrol ve türevleri fiyatlarında %60’ın üzerindeki artış, plastik hammadde maliyetlerini neredeyse iki katına çıkardı. PE, PP, PET gibi hammaddelerdeki maliyet artışı, su şişesi, gıda ambalajı ve tarım filmi gibi ürünlere %25-30 oranında yansıyor. Bursa’daki ambalaj üreticileri, sabit fiyatlı kamu projelerinde iflas riskiyle karşı karşıya.
Lojistik Zinciri Çökme Noktasında
Hürmüz Boğazı üzerinden gelen hammaddelerin sevkiyatının durması, navlun ve sigorta maliyetlerini artırırken, fabrikalarda hammadde tedarikinde gecikmelere yol açtı. Bu durum teslimat sürelerini uzatıyor ve ihracat siparişlerini riske atıyor.
İstihdam Üzerindeki Tehdit Büyük
BURPAS’a göre, sektör Bursa’da on binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlıyor. Artan üretim maliyetleri, kapasite düşüşüne, vardiya azaltmalarına ve işten çıkarmalara yol açabilir. Kağan Yeşil, “Plastik ambalaj sektörü gıda güvenliğinden tıbbi malzemelere kadar stratejik öneme sahip. İstihdam kaybı sadece ekonomik değil, sosyal bir kriz anlamına gelir” dedi.
BURPAS, Türkiye’nin petrokimya ithalat bağımlılığını azaltacak yerli üretim yatırımlarının hızlandırılmasını, ek gümrük ve anti-damping uygulamalarının askıya alınmasını ve kamu ihalelerinin revize edilmesini talep ediyor.
Kağan Yeşil, “Sektör durma noktasına geldi. Hükümetimizi, TOBB’u, PLASFED’i ve ilgili bakanlıkları acil toplantıya davet ediyoruz. Biz üretmeye ve istihdam yaratmaya devam edeceğiz, ancak bu savaşın yarattığı yükü tek başımıza taşıyacak gücümüz kalmadı” ifadelerini kullandı.






