Nilüfer’de…
Müteahhitler, fazla katlar için milyonlarca lira rüşvetler verdi mi, belediyeciler aldı mı bilemiyoruz, bu yargının işi.
Gerçek olan şu ki;
Nilüfer’de yüzlerce blok ruhsatları emsale uygun değil.
Yani ortada büyük bir imar suçu var.
Bu nedenle de;
Göreve geldiği iki yıldır, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kendisinden önce yapılan bu yüzlerce binaya yapı kullanma ruhsatı vermiyor.
Vermemesi doğal.
Keza verirse o da suç işlemiş olacak, akıllara bu kez başka şeyler gelecek.
Bu yönde;
Eski başkan Turgay Erdem’le ilintili imar yolsuzluğu davası halen sürüyor.
Beraberinde;
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de onlarca müteahhitle birlikte tutuklanmasıyla soruşturma dosyası genişledi.
Pazartesi akşamı;
Başkan Özdemir, kalabalık bir gazeteci topluluğuyla Podyumpark’ta bir yemekte buluştu ve 2 yıllık çalışmalarını anlattı.

Klasik belediye hizmetlerinin yanında söylediği iki şey önemliydi.
Biri;
Belediyeyi ve ilçeyi, ortak akılla yönettiklerini, akademik odalar, sivil toplum kuruluşları, kent konseyleri ve mahalle komiteleriyle hareket ettiklerini anlattı.
Diğeri de;
Son iki yıldır Nilüfer Belediyesi’nin artık kişilere göre değil, yasalara göre çalıştığını” söyledi.
Tabi;
İki yıllık çalışmalar anlatılırken, söz döndü dolaştı yine hormonlu binalara ve Mustafa Bozbey’e geldi.
Hatırlıyoruz da;
Görevinin ilk yılında bir şaibeye meydan bırakmamak için bu hormonlu binalar için çözüm üretmeye çalışmıştı Başkan Özdemir.
Ama sonrasında;
Ekrem İmamoğlu ile başlayan tutuklamalar sonrasında “Artık eskisi gibi cesur değilim” diyerek, Nilüfer’deki bu rant işlerinin çözümünden vazgeçmişti.
Şunu net söyledi.
“Çözüm” dedi “İlgili bakanlıkta veya hükümetin alacağı kararda. Önümüzü açarlarsa biz de gereğini yaparız”
Bu sözler;
Müteahhitler ve belediyeciler işbirliği ile yıllar yılı milyarla liralık yasadışı rantın döndüğü Nilüfer’deki hormonlu binaların, belediye eliyle yasallaştırılamayacağı anlamına geliyor.
Doğrusunu da yapıyor Şadi Başkan.
Keza;
İktidarın gözü bir taraftan da Şadi Özdemir’in üzerinde.
Ruhsatıyla emsal izniyle örtüşmeyen yüzlerce binadan birine bir yapı kullanma izni verse, başının çok ağrıyacağını biliyor.
Bu nedenle o defter kapanmış Nilüfer’de.
Tabloda;
Cezaevinde bulunan onlarca müteahhitin, yıllar önce yaptıkları yanlarına kar olarak kalmayacak görünüyor.
Gönümüz Türkiyesi’nde;
Aralarında Şadi Özdemir’in de bulunduğu CHP’li belediye başkanlarının psikolojisini anlamak zor değil.
Neredeyse her dakikaları mercek altında.
Ama şunu söyledi Şadi Başkan.
“Hatalar, yanlışlar elbette olabilir ama belediye başkanlarımız siyasi oyunlarla tutsak ediliyor”
Devamında da şunu söyledi:
“CHP’li belediye başkanları tasfiye edilmek isteniyor. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’ndan tutun da Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’e kadar esir alınmış pek çok başkanımız var, bu esaretin siyasi olduğunu hepimiz biliyoruz”
Dikkat çeken bir şey daha söyledi Şadi Başkan.
“Bursa’da” dedi “Dowtown projesine, Korupark projesine, İstanbul’da Fikirtepe projesine ses çıkarılmazken, Ankara’da Melih Gökçek dosyası açılmazken, Nilüfer’deki soruşturma ve tutuklamaların siyasi olmadığını düşünmek hiç de doğru olmaz”
Gecede;
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e FSM’deki hastane alanı ve sonrasındaki Bursa’daki hastanelerin ve arazilerinin satılmak istenmesi de soruldu.

Net bir cevap verdi.
“Sadece Nilüfer’in değil, Bursa’nın en değerli arazisi bile satışa çıkarılmış olması demek, hükümetin artık iflas ettiği demektir”
Özdemir’e göre;
FSM’deki bu hastane alanı 100 milyon dolar değerinde.
Bursa’da olmaz da, Türkiye’de bile bu parayı verip, üzerine de en az o kadar yatırım yapacak babayiğit zor bulunur.
Bu da;
Ülkenin en kıymetli yerlerinin yabancılara satılacağı dedikodularını doğrular nitelikte.
Şunu da belirtelim.
Nilüfer;
Bursa’nın en kıymetli ve konforlu ilçesi.
Ama çok şişti, çok büyüdü.
İzlediğimiz kadarıyla Başkan Özdemir, Nilüfer’in daha fazla heba edilmemesi düşüncesinde.

Anlattığına göre;
Özellikle tarım arazilerinin yasadışı yollarla daha da betonlaşmaması için son 2 yılda toplam 1430 tutanak tutturmuş, 112 de yıkım yaptırmış.
Umarız ki bu yıkımlar artar.
Nitekim;
Dağyenice’de Akçaalan mevkiinde kentin halen hafızasında olan ve yıkım kararı olmasına rağmen yıkılamayan kaçak lüks ahşap villalar ve benzerleri halen öylece duruyor.
Kamucu duruşuyla;
İmar konusunda Şadi Başkan’ın korkularının gittiğini görmekle birlikte daha sert ve somut adımlar atması gerektiğini düşünenlerdeniz.