Herkese merhabalar
Klinikte sıradan bir gündü. Aşı için gelen orta yaşlı bir köpek, sahibinin dizine yaslanmış, her zamanki gibi sakindi. Sahibi, mikroçip taktırmak konusunda kararsızdı. “Zaten kaybolmaz, hep gözümün önünde,” dedi. Bu cümleyi yıllardır duyarız; ta ki bir gün bir kapı açık kalana, bir korku patlamasına ya da bir anlık dikkatsizliğe kadar.

Mikroçip, çoğu sahip için küçük bir prosedür, veteriner hekim içinse büyük bir sorumluluktur. O küçük transponder, bir hayvanın kimliğini, bir insanın sorumluluğunu ve bir toplumun hayvan refahı anlayışını temsil eder. Pet pasaportu ve ulusal kayıt sistemleri, yalnızca seyahat belgeleri değil; aynı zamanda hukuki bir kimlik kartıdır. Kayıtlı bir hayvan, kayıtlı bir sorumluluk demektir.

Veteriner hekim olarak bizler, çipi yerleştirirken yalnızca deri altına bir cihaz bırakmayız. Bir hikâyeyi, bir sahipliği ve gerektiğinde bir hukuki gerçeği belgeye dönüştürürüz. Yanlış girilen bir tarih, eksik yazılan bir sahip bilgisi, ileride ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden klavyede atılan her tuş, en az enjeksiyon kadar dikkat ister.

O gün köpeğe mikroçip uygulandı. Sahibi imza attı, kayıt yapıldı, pasaport hazırlandı. Belki hiçbir zaman kaybolmayacak, belki de bir gün bir yabancı şehirde bir okuyucu cihaz onun kimliğini ortaya çıkaracak.

Mikroçip bazen bir iğne ucu kadar küçüktür, ama bir hayatın ve bir sorumluluğun en kalıcı imzasıdır.
Görüşmek dileğiyle


BİLGE ÖZTÜRK