Konu…
1970 yılında erken yaşta aramızdan ayrılan ünlü edebiyatçı Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ile salı günü İstanbul Cihangir’de bir araya geldiğimizde de açıldı.

“Keşke” dedi “Siz Bursalılar olarak, Nazım Hikmet’le aynı koğuşu paylaşan babamın da yattığı o eski Bursa Cezaevi’ni yıktırmasaydınız da bugün müze olarak kullanabilseydi”
Son derece de haklıydı.
Öyle ki;
Eğer o yapı yıkılmasaydı, bugün ziyaretçi rekoru kıran Sinop Cezaevi ve Müzesi gibi kullanılırdı.
Uluyol Caddesi’nde;
1930’lardan itibaren 1990’a kadar aktif olarak kullanılan Bursa Cezaevi’nin bulunduğu yerde bugün, malum, hiçbir estetiği olmayan o kütle yapı Adliye Sarayı var.
Tabi şu da gerçek.
Yıkılmak üzere boşaltılan Uluyol’daki üstelik tescilli o eski Bursa Cezaevi’nin bir müze olarak kullanılması için o dönemde akademik odalar aktif değildi, siyasetçiler konuyu anlamamış, Bursa basını da ilgilenmemişti.
Demek ki ileriyi hiçbirimiz görememişiz.
Yıkılmaması için hiç kimseden ses çıkmamış, göz göre göre yıkılmıştı.

Bugün çok aradık ama o siyah beyaz fotoğrafımızı bulamadık.
Galiba 1991 yılıydı.
Cezaevi boşaltıldıktan sonra, Bursa Hakimiyet muhabiri olarak duvarın üzerinden atlayıp, vatan şairi Nazım Hikmet’in yattığı koğuşa girmiş, o eski, virane boş koridorları görmüştük.

O zaman bile çok kötü bir tablo vardı.
Keşke;
Daha çok fotoğraf çekseymişiz ama o zaman fotoğraf makinalarımız filmli olduğu için, çok kare çektiğimiz zamanlarda yöneticilerimizden fırça yiyorduk, çok film harcıyoruz diye!
Bu anımızı da anlattık, Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü’ye.
Osmangazi Belediyesi;
Yerinde bir karar alarak, 2026 yılını ünlü edebiyatçı Orhan Kemal’e ithaf etti.
Kültür ve sanata hayli önem veren Erkan Aydın başkanlığındaki Osmangazi Belediyesi’nin davetiyle, bazı meslektaşlarımızla salı günü Orhan Kemal Müzesi’ne gittik.
1940’lı yıllarda;
O Bursa Cezaevi’nde yatan babası için, muazzam bir müze yapmış oğlu Işık Öğütçü.
Hepimize muazzam bir sunum yaptı.

Gerçek adı;
Mehmet Raşit Öğütçü olan ve Orhan Kemal takma ismiyle ünlenen ünlü edebiyatçının kullandığı tüm eşyalarını, kıyafetlerini, eserlerini, Ara Güler’in çektiği fotoğraflarını, gazete küpürlerini görme imkanımız oldu.

İnanılmaz güç bir hayat yaşayan, 55 yıllık yaşamının önemli bölümü, cezaevlerinde, sürgünlerde geçen Orhan Kemal’i bugünkü neslin de tanıması, bilmesi gerekiyor.
Eserlerinde de;
Fabrikalarda işçilikten memurluğa, hapishane günlerinden edebiyat çevrelerine uzanan yaşamını da aktaran Orhan Kemal’in dayanışmaya, yoksulluğa, göçe, cahilliğe ve kadınların aydınlanmasına yönelik mücadeleleri, Sofya’da yaşamını yitirdiği 1970’e kadar Türkiye’nin aydınlanma döneminde hayli etkin olmuş.
Eserleriyle;
Toplumsal hafızanın güçlü bir sesi haline gelen Orhan Kemal, en çok “Hanımın Çiftliği” ve “72. Koğuş” eserleriyle tanınıyor.

Ve hala dahi eserleri okuyucularıyla buluşuyor.
Mesela;
Ünlü eserlerinden “El Kızı”, 2025 yılında en çok satan 10 kitap arasında yer aldı ki, sadece Ocak 2026 itibariyle de 85. baskıya ulaştı.
Bu bile;
Orhan Kemal’in edebiyatının hala geniş kitlelerle buluştuğunu gösteriyor.
Bu nedenle;
Osmangazi Belediyesi yönetimi gerçekten iyi bir iş yapmış, kültür sanatta 2026 yılını “Orhan Kemal yılı” ilan etmekle.
Bu yıl pek çok edebi etkinliği bu vesile ile görmüş, izlemiş olacağız.