Ne yazık ki artık umut kesildi.
Pazar günü;
KKTC’den Mersin’e gitmek üzereyken 8’i mürettebat toplam 267 yolcusuyla alabora olup batan yolcu gemisi faciası tarihin en büyük kazalarından biri olarak tarihe geçti.
8 kişinin öldüğü;
20 kişinin de halen kayıp olduğu deniz faciasının ucu, günler sonra Bursa’ya da tuhaf bir şekilde dokundu.
Bu haberi veren de;
Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden BURULAŞ’ın Recep Altepe dönemindeki Genel Müdürü Levent Fidansoy oldu.

Anlattığına göre;
Filo Jet’e ait bu batan katamaran tipi yolcu gemisi, yıllar önce Fransa’da sadece 3 adet olarak üretilmiş.
Fütüristik bir özelliği olan bu teknenin gövdesi ve ucu durgun sular için sadece fiberglas’tan yapılmış.
Yani;
Daha dayanıklı olan karbon fiberden yapılmamış.

Bu nedenle de;
Durgun sular dışında kullanımı zor bir tekneymiş.
Fransa’da;
İmal edilen bu 3 tekneden birisi halen Hırvatistan’da kısa mesafede bulunan adalar arasında çalıştırılıyormuş, diğerinin de kıç tarafı açık güverte haline getirilerek hızı düşürülmüş ve durgun su teknesine dönüştürülmüş Fidansoy’un anlattığına göre.
İşin tuhafı ise;
Girne açıklarında batan bu teknenin yıllar önce Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yani BUDO’ya satılmak istenmesiymiş.
Bunu öğrenince açıkçası biz de dehşete kapıldık.
Olayı yine;
BURULAŞ’ın eski Genel Müdürü Fidansoy’dan dinledik.
Bu batan tekne;
O dönemde Hırvatistan’da ilk zamanlarda açık denizlerde çalıştırılamayınca Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne satılmak istenmiş.
Yani;
Mudanya-İstanbul arasında BUDO tarafından çalıştırılmak için.
Fidansoy ve ekibi bu tekneyi fazlasıyla incelemişler.
İncelemelerde;
Hiç uygun görülmemiş.
Keza;
Teknenin iskele pruva mahmuzunun bir kayaya çarparak kırıldığı, uzun süre tamir edilmediği tespit edilmiş.
Bu tespit üzerine Hırvatistan’dan fiyat indirimi de yapılmış Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne.
Ne var ki;
Marmara Denizi’nde çalıştırılması planlanan bu tekneye başta Levent Fidansoy olmak üzere ekibi iyi bir indirime rağmen hiç sıcak bakmamış.
Korkmuşlar;
Bu fiberglas’tan yapılmış ince burunlu teknenin, dalgalı denizlerde sefer yapmasından.
Dahası;
Tıpkı Girne açıklarında olduğu gibi, bu teknenin bu fiberglas’tan yapılma burnunun en ufak bir dalgada kırılıp su almasından ve büyük bir facia yaşanabilmesinden korkmuşlar.
Başkan Altepe’ye de durum bildirilmiş ve bu gayet indirimli gemi alımından vazgeçilmiş BUDO için.
Şunu söyledi;
Bu deniz faciası sonrasında Fidansoy.
“Olayı öğrenip, teknenin iskele tarafına yattığını görünce, kesin mahmuzu uydurma olarak tamir edildi yeniden diye düşündüm ki, bu tahminim doğru çıktı.
O tekne, hava iyi olsa da batardı”
Fidansoy, tekneyi ilk terk eden ve tutuklanan kaptanla ilgili de şunu söyledi:

“Kaptan doğru biri olsa belki de hiç ölümler yaşanmayacaktı.
Yolcuları can yelekleri ile arkaya toplasalardı, önde kırılan kısım yukarı çıkar, sintine pompaları ile de su tahliyesi yapıldı.
Gemi belki tornistanla limana dönebilir, en azından sığ sularda otururdu.
Ne var ki;
Bunu yapmadığı gibi ani bir manevra ile kırılan ön bölümü su doldurdu ve geminin göz göre göre alabora olmasına yol açtı”
Anladığımız kadarıyla;
Bu facia bile bile gelmiş.
Böyle bir teknenin açık sularda çalıştırılmasının büyük bir hata olmasının yanı sıra, sert dalgalara dayanıklı olmayan fiberglastan yapılma iki burundan birinin daha önce kırılması ve adeta yama yapılmasıyla, bir gün bu facianın olacağı açıkça belliymiş.
İnsan ayrımı elbette yapmıyoruz ancak.
Eğer ki;
Dönemin BURULAŞ Genel Müdürü Fidansoy, bir takım menfaatler karşılığında bu tekneyi BUDO’ya aldırsaydı, belli ki bu facia Bursa-İstanbul arasında yaşanacaktı bir gün.
Fidansoy’u bir kez daha tebrik ediyoruz, liyakatlı ve namuslu bir bürokrat olduğu için.
Şimdi;
Bunca can kaybının sorumlusu kim?
Bu geminin kaptanı mı?
Bu tekneyi çalıştıran Filo Jet firması mı?
29 adet kusuru bulunduğu ortaya çıkan bu tekneye çalışma izni veren Ulaştırma Bakanlığı mı?