Nilüfer’de;
Tutuklu eski belediye başkanı Turgay Erdem’le ilgili imar yolsuzluğu davası halen sürüyor.
Üzerine;
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’le birlikte onlarca müteahhitin de tutuklanmasıyla birlikte dosya genişledi.
Söylentilere göre;
Soruşturmanın titizlikle sürdüğü ve beraberinde yeni gözaltıların da olacağı yönünde.
Şu bir gerçek.
Nilüfer’de değeri milyarlarca liraya tekabül eden bir imar fazlalığı ve beraberinde oluşan bir yolsuzluk var.
Nitekim;
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün hesaplamalarında da bu fazlalıklar açıkça görülüyor.

Bunu Bursa’da bilmeyen yok.
Hatırlanacaktır;
Deyim yerindeyse kucağında adeta bir saatli bomba bulan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, eski dönemdekinin aksine bir şaibeye meydan vermemek için bu hormonlu binalar için çözüm üretmeye çalıştı.
Ve;
“Kamu harcı” adı altında bir sistem geliştirerek, hem geçmişi temizlemek, hem de fazladan yapılan kat ve blokların cezasını(!) kamu yararına kesmek ve konuyu kapatmak istedi.
Ne var ki;
Ceplerine haksız şekilde milyarlarca lira koymayı planlayan bazı inşaat firmaları, belediyenin bu resmi tarifesine para ödemek istemediler.
Keza;
Turgay Erdem dönemini kastederek, belediye yönetimiyle yaptıkları görüşmelerde “Biz zaten bu paraları ödemiştik” dediler.
Ancak;
Paraların kime, kimlere verdiklerini söylemediler.
Üstelik ortada bir evrak da yoktu.
Belli ki;
Görmezden gelinen bir takım imar fazlalıkları karşılığında bir takım paralar dönmüştü ama bu paralar kimlere nasıl gitmişti.
Bu nedenle;
31 Mart 2024 seçimleri bir dönemin sonu oldu.
Nilüfer’deki sisteme öyle alışmışlardı ki pek çok müteahhit, partisine bile bakmadan eski başkan Turgay Erdem’in yeniden aday gösterilmesini çok istediler, hatta maddi olarak da çok da çalıştılar(!) ancak beklendiği gibi olmadı.

Olmayınca da işler değişti.
Nitekim;
Karşılarında bu kez Turgay Erdem döneminden görmedikleri bir kamucu anlayışla karşılaştılar Şadi Özdemir döneminde.
Çözümsüzlük de;
Şadi Başkan’ın iyi niyetle sorunu çözmek istemesi buna resmi bir harç getirmek istemesi, müteahhitlerin de bir kez daha para ödemek istememesiyle başladı.
Ardından;
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla Nilüfer Belediyesi yönetimi de geri adım attı ve Başkan Şadi Özdemir “Artık eskisi gibi cesur değilim” diyerek o tarihi sözünü söyledi.
Şadi Başkan;
Bilenler bilir, ayın belirli günlerinde sosyal medyadan kurmay heyetiyle canlı yayın yaparak, halkın sorularını cevaplıyor.

Son yayınında da;
Bu konu yine gündeme geldi.
Bir vatandaş “Kentsel dönüşümdeki sorunlar ne zaman çözülecek, bizler müteahhitten tapumuzu alamıyoruz” dedi.
Şu anda;
Binlerce konut aynı durumda.
Sebebi de, belediyenin bu binalara yapı kullanma izni vermemesi.
Vermesi de mümkün değil.
Keza;
Ruhsata uygun binalar değil.
Bırakın fazlalık kat yapılmasını, fazla bloklar var Nilüfer’de.

Başkan Özdemir yayında açıkça söyledi “Bizim” dedi “Belediye olarak yetkimiz yok”
Devamında da;
“Geçmişte işlemler doğru yapılmamış. Ya ruhsat almadan binalarını kondurmuşlar, ya yanlış ruhsat almışlar ya da ruhsatları gerçekle uyuşmuyor” dedi.
Ardından da;
“Şimdi bu inşaat firmaları, bizden bu yanlışları onaylamamızı bekliyorlar, bunu yapamayız” dedi.
Bugünün Türkiye’si malum.
Özellikle CHP’li belediyeler gözlem altındalar, her attıkları adım, her aldıkları karar mercek altında.
Nitekim;
Nilüfer’de Şadi Özdemir’in de bu kaçak/hormonlu binaların bir tanesine yapı kullanma izni verdiği ortaya çıkarsa başı fena halde ağrır.
Hem de öyle böyle değil.
Bu nedenle;
Canlı yayında şunu net olarak söyledi Özdemir:
“Bugünkü siyasi iklimi görüyorsunuz, herkesi alıyorlar cezaevine. Bu sorunun çözümü için sizler adına hapis de yatarım ama yatmak istemiyorum.
Bu nedenle bir gerekçe de yaratmak istemiyorum”
Açık açık söyledi Özdemir.
Halen cezaevinde olan pek çok müteahhitin yaptığı imar kirliliği ve beraberindeki imar yolsuzluğuna sebep olan yapıları, kendi dönemlerinde yasallaştırmasının mümkün olmadığını anlattı.
Normal şartlarda;
Özdemir de görev süresinin bitmesine daha 3 yıl var.
Yani 3 yıl boyunca bu yapıların yasallaşması mümkün değil.
Nitekim sonrası da belli değil.
Tek çözüm;
İlgili bakanlık veya Cumhurbaşkanlığı’nın bir Nilüfer kararında ama olası böyle bir karar da bir nevi imar affı anlamına gelir ki, sıcak bakılmayacağı aşikar.
Kaldı ki halen süren davalar var.
Tabi bir de işin kamu vicdanı yönü var.
Olası bir af ile “yapanın yanına kar kalacak” bir iş, kamuoyunun büyük tepkisine yol açar ki altından kalkmak zor olur.
Yanı sıra;
Başkan Bozbey’le birlikte tutuklanan onlarca müteahhit için henüz bir iddianame hazırlanmadı.

Nilüfer’i;
Modern kaçak inşaat cennetine çeviren tutuklu onlarca müteahhitin daha yargılamaları olacak ki verilecek ifadelerle peşi sıra olaylar da zincirleme gelebilir.
Bu nedenle;
Bursa siyasetini de yakından ilgilendiren imar yolsuzluğu soruşturmaları ve davalarının çok şeye gebe olduğunu da hatırlatmış olalım.