Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu göreve gelirken amatör futbola nefes aldıracağını söylemişti. Ancak bugün açıklanan yeni kriterlere bakınca görüyoruz ki ortaya çıkan tablo nefes aldıran değil, nefes kesen bir anlayışın ürünüdür.
Sorulması gereken ilk soru şudur:
Bu kriterler hazırlanırken kaç amatör kulübün görüşü alındı?
Kaç ASKF temsilcisi dinlendi?
Kaç köy takımına, kaç mahalle kulübüne, kaç ilçe kulübüne danışıldı?
Yoksa yine İstanbul ve Ankara'daki toplantı salonlarında, Anadolu'nun gerçeklerinden uzak bir anlayış mı karar verdi?
Çünkü talimata bakıldığında sahayı bilenlerin değil, dosya bilenlerin konuştuğu açıkça görülmektedir.
Bugün Türkiye'deki amatör kulüplerin temel sorunu evrak eksikliği değildir.

Temel sorun ekonomik çıkmazdır.
Kulüpler her hafta deplasman gideriyle mücadele ediyor.
Hakem ücretleri artıyor.
Malzeme maliyetleri yükseliyor.
Saha bulmak zorlaşıyor.
Sponsor bulmak her geçen yıl daha da güçleşiyor.
Kulüp başkanları ve yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaparak sistemin ayakta kalmasını sağlıyor.
Federasyon ise bu gerçekleri görmek yerine kulüplerin önüne yeni şartlar koyuyor.

Saha göstereceksin.
Merkez binası bulacaksın.
Antrenör çalıştıracaksın.
Altyapı açacaksın.
Belge getireceksin.
Notere gideceksin.
Ama bütün bunların maliyetini nasıl karşılayacağını kimse konuşmuyor.
Talimatta yer alan saha kriteri başlı başına gerçeklerden kopuktur.
Türkiye'de kaç amatör kulübün kendisine ait sahası vardır?
Kaç kulüp belediyeden düzenli YETERLİ DESTEK alabilmektedir?

Birçok ilçede onlarca takım aynı saha üzerinde faaliyet göstermektedir. Hatta bazı kulüpler antrenman saatleri bulabilmek için gece geç saatlerde çalışmak zorunda kalmaktadır.
Federasyonun bir stadın en fazla 10 kulüp tarafından kullanılabileceği yönündeki yaklaşımı ise sorunu çözmek değil büyütmektir.
Bugün birçok ilçede zaten bir veya iki saha bulunmaktadır.
Peki on birinci kulüp ne yapacaktır?
Futbolu bırakacak mıdır?
Liglere katılmayacak mıdır?
Bu soruların cevabı verilmeden alınan her karar eksik kalacaktır.
Merkez binası şartı da ayrı bir tartışma konusudur.
Birçok amatör kulüp yöneticilerin fedakârlıklarıyla ayakta durmaktadır.
Bazılarının sabit gelir kaynağı bile yoktur.
Federasyon ise kulüplere iki yıllık kira sözleşmeleri, merkez binası şartları ve tabela zorunlulukları getirmektedir.

İyi de bunun kirasını kim ödeyecek?
Elektriğini kim ödeyecek?
Suyunu kim ödeyecek?
Federasyon mu?
Hayır.
Yine kulüp başkanı.
Yine yönetici.
Yine birkaç fedakâr esnaf.
Yine cebinden para harcayan insanlar.
Talimatta yer alan noter işlemleri ve belge zorunlulukları da amatör futbolun gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Federasyon kulüp başkanını spor yöneticisi olmaktan çıkarıp evrak takipçisi haline getirmektedir.
Oysa amatör kulüpler profesyonel şirket değildir.
Onlar gönüllülük esasına göre çalışan sosyal yapılardır.
En dikkat çekici konulardan biri de UEFA C belgeli antrenör zorunluluğudur.
Kâğıt üzerinde kulağa hoş gelen bu düzenleme sahada ciddi maliyetler doğuracaktır.
Bugün birçok kulüp mevcut antrenörünün ücretini karşılamakta zorlanırken yeni zorunlulukların yükü nasıl taşınacaktır?
Federasyon gerçekten altyapıyı önemsiyorsa önce antrenör desteği sağlamalıdır.
Önce eğitim maliyetlerini düşürmelidir.
Önce kulüplerin üzerindeki yükü hafifletmelidir.
Sadece zorunluluk getirmek çözüm değildir.
Benzer durum altyapı katılım şartı için de geçerlidir.
Altyapı demek sadece takım kurmak değildir.
Altyapı demek servis, saha, malzeme, sağlık tedbiri, antrenör ve sürekli maliyet demektir.
Federasyon kulüplere altyapı zorunluluğu getiriyor ama çocukların lisans ücretini ödemiyor. Sayın TFF yetkilileri dünyanın neresinde kulüpler 10 yaşında çocuk yapsın diye lisans çıkartırken, aktarma ve vize için federasyonlara para ödemektedir?
Bu amatöre destek değil köstektir!
Kramponunu almıyor.
Ulaşımını karşılamıyor.
Sahasını tahsis etmiyor.
Antrenörünü göndermiyor.
Destek vermeden zorunluluk getirmek, gelişim değil yük oluşturmaktır.
Türkiye Futbol Federasyonu yıllardır Türk futbolunun neden oyuncu yetiştiremediğini tartışıyor.
Ancak oyuncu yetiştiren yer Süper Lig kulüpleri değil, amatör kulüplerdir.
Bugün Orhangazi'de, Gemlik'te, İznik'te, Yozgat'ta, Kars'ta, Van'da, Diyarbakır'da futbol oynayan çocuklar yarının futbolcularıdır.
Siz bu çocukları yaşatan kulüplerin üzerine sürekli maliyet ve bürokrasi yüklerseniz yarın oyuncu yetişmemesinden şikâyet etmeye hakkınız kalmaz.
Daha da önemlisi amatör kulüpler sadece futbol kulübü değildir.
Onlar mahallenin sosyal kalesidir.
Çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutan yapılardır.
Bir amatör kulüp kapandığında sadece bir takım kapanmaz.
Bir mahallenin umudu azalır.
Bir ilçenin gençleri spordan uzaklaşır.
Birçok çocuğun hayatına dokunan sosyal bir kurum yok olur.
Sayın Hacıosmanoğlu'na açıkça sormak gerekiyor:
Bir amatör kulüp başkanının deplasmana gidebilmek için son anda sponsor aradığını biliyor musunuz?
Yöneticilerin kendi ceplerinden para harcadığını biliyor musunuz?
Birçok antrenörün aylarca ücret almadan çalıştığını biliyor musunuz?
Çocukların ikinci el kramponlarla futbol oynadığını biliyor musunuz?
Bunları biliyorsanız bu kriterleri nasıl savunuyorsunuz?
Bilmiyorsanız bu kararları hangi saha gerçeklerine göre alıyorsunuz?
Federasyonun görevi amatör kulüplerin önüne sürekli engel koymak değildir.
Federasyonun görevi futbolun kökünü korumaktır.
O kök amatör futboldur.
Amatör futbolu güçlendirmeden Türk futbolunu güçlendiremezsiniz.
Saha yapmadan saha belgesi istemek çözüm değildir.
Destek vermeden standart istemek adalet değildir.
Kaynak oluşturmadan zorunluluk getirmek reform değildir.
Bugün yapılması gereken şey yeni evrak listeleri hazırlamak değil, amatör futbol için yeni destek paketleri açıklamaktır.
Çünkü amatör kulüpler lüks istemiyor.
Ayrıcalık istemiyor.
Sadaka istemiyor.
Sadece yaşayabilmek istiyor.
Bu talimat bu haliyle uygulanırsa güçlü ve zengin kulüpler ayakta kalır, ancak küçük ilçe kulüpleri, köy takımları ve mahalle kulüpleri sistemin dışına itilir.
O gün kimse çıkıp "Türk futbolu neden oyuncu yetiştiremiyor?" diye sormasın.
Çünkü cevabı bugünden bellidir.
Amatör futbolu kulüpler değil, kulüplerin şartlarını bilmeden karar alanlar bitiriyor.