Gerçekten de denildiği gibi varmış.
Türkiye’yi saran derin ekonomik kriz, bu yılın turizm sezonunu da önemli oranda etkilemiş.
Hafta sonunda;
Bir etkinlik nedeniyle güneydeydik.
Fırsat bulup sahillerde de inceleme fırsatımız oldu.
Söylenenler ve anlatılanlar gerçekten de doğruymuş.
Turizm adeta felç olmuş güneyde.
Yerli ve yabancı turist gelmeyince, sahiller boş kalmış, açılamayan otellerin sayısı artmış, turistik dükkanlar da adeta sinek avlar duruma gelmiş.
Üstelik sezonunun en ateşli döneminde.
Dostlarımız aracılığıyla turizmcilerle ve işletmecilerle bu konuda sohbet etme fırsatımız oldu.
Yüzlerinden düşen bir parçaydı adeta.
Hemen hepsi aynı şeyi söylediler gerekçe olarak.
Birincisi;
Yeme içme ve konaklama fiyatları inanılmaz yüksek, inanılmaz saçma.
Gelen adisyonlara itiraz etmemek neredeyse imkansız.
Kim ne tutturursa gidiyor.
Hele ki bir hata yapıp balık lokantasına gidiyorsanız, kredi kartınızın limitine önceden bakmanızı öneririz.
Bu rakamlarla tatil yapmak adeta imkansız.
Hele ki yerli turist için.
Yabancı turistlerin adresi ise Yunanistan ve İspanya kıyıları olmuş ki, onlar bile Türkiye’deki fahiş fiyatlardan rahatsız olmuşlar.
İkincisi;
Yüksek enflasyonu kullanıp fahiş fiyat politikaları uygulayan işyerlerinin denetimsizliği.
Küçük pet şişe suyun bile neredeyse 10 katına satıldığı sahil şeritlerinde esnafın uyguladığı bu fahiş fiyat politikası, insanları adeta kaçırmış.
Tıpkı;
Bir dönem Bursa’yı mesken tutan Arap turistleri kazıklayıp kaçıran esnaf gibi.
Üçüncüsü;
Bazı eğlence merkezlerinde yaşanan abuk sabuk çıplak erkek şovlarının çoğalması, bırakın Türk turistleri, yabancıları bile kaçırtmış bölgeden.
Dördüncüsü;
Yasa gereği sahillerin kiralanamaz ve satılamaz olmasına, sahillerin halka açık olması gerekmesine rağmen, en ufak yerler bile adeta parsellenmiş, beach adı altında türeyen plajlara adım atmak imkansız hale gelmiş.
Giriş ücretlerinin yüksek olduğu, içeride de fahiş yeme içme ücretlerinin olduğu bu beach’ler de bu yaz insanları adeta kaçırtmış, bu yerler bile sinek avlar hale gelmiş.
Bu nedenle insanlar da, belediyenin ücretsiz ama çok küçük alanlarında sıkış tepiş denize girmeye çalışır hale gelmişler.
Beşincisi de;
Geçen yıllara oranla bu yıl okulların çok erken açılacak olması.
Bakanlık kararına göre okullar bu yıl, çok erken olarak 8 Eylül’de açılacak ki, okul hazırlıkları nedeniyle pek çok kişi ağustos sonundan itibaren şehirlerinde olacaklar.
Bu nedenle, zaten az sayıda olan yerli turist, Eylül ayında neredeyse hiç olmayacak ki, koca bir ay adeta güme gitmiş olacak.
Haziran ayını kaybeden, Eylül ayını şimdiden yok sayan işletmeciler, bu nedenle Temmuz ve Ağustos’un yarısını hesap ederek belki 45 günlük sürede para kazanmayı amaçlıyor ki, yukarıda saydığımız bu nedenlerden dolayı çok zor görünüyor.
Teknelere gelince…
Aralarında Bursalı iş insanlarının da bulunduğu pek çok tekne satılığa çıkarılmış.
Sebebi de liman kiralarının anormal artışı.
Şöyle örnek verelim.
Yıllık kaptan ve liman kirası fiyatı 2 milyon liradan başlar hale gelmiş ki, başa çıkmak, tekne sahipleri için bile zorlaşmış.
Dahası;
Bazıları, Türkiye’deki bu fahiş rakamlar nedeniyle teknelerini istemeye istemeye karşıdaki Yunan adalarına bağlar hale gelmişler.
Düşünün tekne sahipleri iş insanları bile bu hale geldiyse, bir hafta tatil yapmak isteyen aileler ne yapsınlar?
Velhasılı;
Bizim görebildiğimiz ve ilgililerinden şahsen alabildiğimiz bu bilgiler ışığında, geçen yıllara oranla güney sahillerinde turizmin hiç de iyi gitmediğini söylemek çok mümkün.