31 Mart 2019’da yapılan İstanbul yerel seçimlerinde yaşananlar hala belleklerde.
İki önemli aday vardı.
CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, AK Parti’nin adayı da Binali Yıldırım’dı.
10 milyon küsur seçmen sandığa gittiğinde 4 oy birden kullandı.
Tıpkı;
Aralarında Bursa’nın da bulunduğu diğer büyükşehir’lerde olduğu gibi.
Seçmenler zarfa;
Büyükşehir Belediye Başkanı için, İlçe Belediye Başkanı için, Belediye Meclisi için ve de muhtar seçimi için oy pusulalarını attı.
Ne ilginç ki;
O seçimde enteresan bir şey oldu ve aynı zarftaki 3 pusula geçerli sayılmasına rağmen Büyükşehir Belediye başkanlığı pusulası geçersiz sayıldı Seçim Kurulu’nca.
Sonrası malum.
Seçimler tekrarlandı ve yeniden yapılan Büyükşehir seçiminde İmamoğlu bu kez daha büyük farkla seçimi kazandı.
Bu durum Türk siyasetinde o zaman ilk kez yaşandı.
Şimdi de benzeri bir olay yaşanıyor.
Bundan 3 yıl önce yapılan CHP’nin 38. Kurultayı, mazbataların alınmasına ve Yüksek Seçim Kurulu’nun da onayına rağmen sıradan bir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla bunca zaman sonrasında iptal edildi.
Ve;
Kamuoyu daha önce duyulmayan mutlak butlan ifadesiyle tanıştı.
Böylece;
AK Parti’nin en büyük rakibi olan CHP, mahkeme kararıyla yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine teslim edilince koskoca parti ikiye bölündü.
Şimdi bir tarafta Kılıçdaroğlu yanlısı CHP’liler, bir tarafta da Özgür Özel yanlısı CHP’liler var.
Ancak şunu belirtmekte fayda var.
Mahkeme kararıyla ortaya çıkan bu bölünme, planlandığının aksine eşit olmadı.
Görünen;
Yaşanan mağduriyet nedeniyle, partililerin ve seçmenin çok önemli kısmının Özgür Özel yönetiminin yanında olduğu yönünde.
Nitekim;
Ankara’da aynı saatte yaşanan iki ayrı bayramlaşma töreninde ekranlara gelen görüntüler de bunu teyit etti.
Özel’e destek için gelenler meydanlara sığmazken, Genel Merkez’de Kılıçdaroğlu’nun programı sönük geçti.
Bu arada her iki tarafın planları da ortaya çıkmaya başladı.
Kılıçdaroğlu’nun söylemlerine göre kurultay kısa bir sürede olmayacak.
Nitekim;
“Arınma” ifadesini ısrarla kullanan Kılıçdaroğlu’nun MYK’yı oluşturduktan hemen sonra aralarında Bursa’nın da bulunduğu büyük illerin örgütlerini görevden alması ve yerine atayacağı isimlerin de yeni kurultay delegeleri belirlemesi bekleniyor.

Yani;
Siyasi deyimle “asker delege” yazımı bekleniyor.
Böyle bir durum da;
Kılıçdaroğlu’nun gideceği kurultayda rakibinin olamayacağı anlamına geliyor.
CHP tüzüğüne göre;
Kurultay, ancak 3 karardan biriyle yapılabiliyor.
Ya delege imzası gerekiyor.
Ya Parti Meclisi kararı.
Ya da Genel Başkan’ın kurultay çağrısı.
İşte;
Kılıçdaroğlu’nun kısa sürede kurultaya gitmeyeceğini gören Özel ve arkadaşları bugün düğmeye bastı ve 81 il genelinde başlatılan kurultay delegelerinin noterden olağanüstü kurultay için imzaları alınmaya başladı.

Bursa’dan da bu imzalar gönderilmeye başlandı bugün.
İl Başkanı Nihat Yeşiltaş başkanlığında buluşan Bursa’nın kurultay delegeleri noterden imzalarını vererek Özgür Özel’e olan bağlılıklarını da gösterdiler.

Normal şartlarda;
En az 550 imzaya ulaşıldığında olağanüstü kurultayın 45 gün içinde yapılması şartı var ancak dediğimiz gibi normal şartlarda.
Şu an için ise pek normal şart görünmüyor ki, toplanan imzaların kabul edilmeme riski de bulunuyor.
Çünkü;
Ortada bir tedbir kararı var.
Bu daha konuşulmuyor.
Bu nedenle buradan da olumsuz bir sonuç çıkması halinde belki de yeni bir parti gündeme gelecek.
Velhasılı;
Şu an için hem CHP’lilerin, hem de “baba ocağı” olarak nitelendirdikleri CHP’nin geleceği belirsiz mi belirsiz.
Gözler bu nedenle yarın (Salı) CHP’nin Grup Toplantısı’nda.
Özgür Özel Grup Başkanı sıfatıyla yarın TBMM’de olacaklarını ve Grup Toplantısı’nı yapacaklarını açıkladı.

Kılıçdaroğlu da Genel Başkan sıfatıyla yarın Meclis’e gelir mi bilinmez ama olası bir gelmesi halinde, iki tarafın ekipleriyle yarın TBMM’de nasıl bir tablo yaşanacağını kestirmek de zor değil.
Bu nedenle tahminimiz yarın Kılıçdaroğlu’nun TBMM’ye gelmeyeceği yönünde.
Ancak;
Şu da açıkça görülüyor ki, her geçen gün büyük bölünme öncesinin çatırtıları duyuluyor CHP’de.