Aylardır;
Isıtılan ve nihayetinde kaynatılan mutlak butlan kararı sonunda gerçek oldu.
Açıkçası…
1989 yılından beri aralıksız olarak gazetecilik yapıyor olmamıza rağmen bu mutlak butlan ifadesini bir iki yıl öncesine kadar hiç duymadık.
Ki;
Başta Milli Görüş’ün partileri ile Kürt merkezli partiler olmak üzere pek çok partinin kapatma kararlarını yakından biliyor olmamıza rağmen kesin hükümsüzlük anlamına gelen bu ifadeye bizler de yabancıyız.
Hatırlanacaktır;
“Eski Türkiye”de AK Parti’ye de kapatma davası açılmıştı.

Şimdi de;
Ortada gerçekten tuhaf ve de hayli tehlikeli bir durum var.
Geçmişte;
Siyasi partiler ancak ve ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tespit ve istemiyle kapatmaya kadar giderdi.
Gelinen noktada ise;
Adli yargı olan Asliye Hukuk Mahkemeleri, parti/partilerin kaderiyle oynamaya başladı.
Üstelik;
Devre dışı bırakılan Yüksek Seçim Kurulu’na rağmen!
İki gündür CHP karmakarışık.
Sıradan bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP’nin başına getirildi, kaç kez Genel Başkan seçilen Özgür Özel ise ekibiyle birlikte görevden el çektirildi.

Herkes görüyor;
Türkiye’nin birinci partisi ya da ana muhalefet partisi darmadağın.
CHP’nin başına getirilen bu büyük deprem, zaten pamuk ipliğine bağlı ekonomiyi de alt üst etti.
Dövizi tutmak için yakılan paranın 10 milyar doları aştığı ifade ediliyor.
Peki;
Bu mutlan butlan kararı, CHP’nin bugün yaptığı itiraz sonrasında ya Yargıtay’dan geri dönerse?
Yani iptal olursa?
İki gündür Türkiye’yi sallayan bu gelişmeler böyle bir durumda görmezden mi gelinecek?
Bu kadar basit mi görülecek, koca bir partinin geleceğiyle ve ülke ekonomisiyle oynamak?
Ya bu karar bir örnek teşkil ederse?
Mesela;
İktidara dik duran herhangi bir partinin liderini uyduruk bir gerekçeyle ve sıradan bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla değiştirmek artık çok kolay olmayacak mı?
Mesela;
CHP’ye bu karar gelmesinin gerekçelerinden biri de güya delegelere son model bir iPhone telefon dağıtıldığı ve oyların satın alındığı iddiası.
Yahu Allah aşkına;
Bin küsur delegenin oy kullandığı bir kurultay salonunda tek bir cep telefonunun görüntüsü en azından Kılıçdaroğlu yanlısı delegelerden bile sızmaz mıydı kamuoyuna?
Kanımızca…
Gerekçesi ne olursa olsun (Teröre bulaşmadığı sürece) siyasi partilerin kapatılması yani siyaset dışı bırakılması seçmene, genel başkanların liderliği de üyelere/delegelere bırakılmalı.
Hele ki “Yeni Türkiye”de.