Bazen biri gülümsediğinde, fark etmeden biz de gülümseriz. Gün içinde tanımadığımız insanlarla sayısız küçük karşılaşma yaşarız.
Asansörde karşılaştığımız bir yabancının gülümsemesi, trafikte yol veren bir sürücünün küçük bir el hareketi. Çoğu birkaç saniye sürer.
Bu kısa karşılaşmalarda insan, yalnızca söylenenlerden değil; karşısındaki kişinin yüzünden, sesinden ve bedeninden gelen küçük işaretlerden de etkilenebilir. Gülümseme de bunlardan biridir. Karşımızdaki kişinin gülümsediğini gördüğümüzde, çoğu zaman farkında olmadan ona karşılık veririz. Gülümsemenin bulaşıcı olmasının nedenlerinden biri de budur.
Üstelik gülümsemenin etkisi yalnızca karşımızdaki kişiyle sınırlı olmayabilir. Yüzsel geri bildirim hipotezi, yüz ifadelerimizin kendi duygularımızı da bir ölçüde etkileyebileceğini öne sürüyor. Yani yalnızca mutlu olduğumuz için gülümsemeyiz; gülümsemek de olumlu duyguların oluşmasına katkıda bulunabilir. Gülümserken çalışan yüz kaslarından beyne giden sinyallerin bu süreçte rol oynadığı düşünülüyor.
Bu, her gülümsemenin bizi bir anda mutlu edeceği anlamına gelmiyor. Ancak yüz ifadelerimizin hem kendi duygularımızla hem de karşımızdaki kişiyle kurduğumuz etkileşimle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Belki de bu yüzden, günlük hayatın içinde verdiğimiz küçük tepkileri sandığımızdan daha fazla önemsiyoruz.