Alarm çalıyor, yapılacaklar listesi uzuyor ama siz hala güne başlamakta zorlanıyorsanız, kendinize yüklenmeyin. Belki de zihninizin yeni tempoya alışması için biraz zamana ihtiyacı vardır.

Okulların açılması, eylül ayının bitişi ve şehir temposunun geri dönmesiyle birlikte hepimiz yeni bir rutine uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ekim ayına girmek için geri sayarken, tam da bu günlerde içten içe hissedilen o açıklanamayan ağırlık, yapılması gereken işlerin karşısında beliren isteksizlik ve keyifsizlik hatta uyku ihtiyacındaki artış bu dönemde daha belirgin hale gelebiliyor.

Bu isteksizlik ve erteleme halini hemen bir motivasyonel eksiklik olarak değerlendirmemek gerekir; mevsim geçişi ve yeni rutin, hem biyolojik hem de zihinsel açıdan bir uyum süreci gerektirebilir.

Çünkü sonbaharın gün ışığındaki değişimi, uyku-uyanıklık döngümüzü ve biyolojik ritmimizi etkileyebilir. Özellikle günlerin kısalmasıyla birlikte bazı kişilerde uyku ihtiyacı, enerji ve duygu durumunda değişiklikler görülebilir.

Bir diğer sebep ise zihnimizin çalışma prensibinde saklı olan “Zeigarnik Etkisi”. Bu etkiye göre zihnimiz, tamamlanmamış ya da ertelenmiş işleri tamamlananlara kıyasla daha uzun süre aklımızda tutma eğilimindedir. Okul telaşı, yeni çalışma saatleri ve biriken sorumluluklar da zihnimizde aynı anda onlarca “açık sekme” oluşmasına neden olabilir. Tıpkı bilgisayarda çok sayıda açık sekmenin sistemi yavaşlatması gibi, zihnimizde birikenler de dikkatimizi meşgul edebilir. Bunun sonucunda gün içinde kendimizi daha yorgun hissedebilir ve dikkatimizi toparlamakta zorlanabiliriz.

Peki, yeni rutine nasıl uyum sağlayabiliriz?

Yeni bir rutini bir günde kusursuz hâle getirmeye çalışmak yerine, güne onlarca maddeyle değil, “Bugün bunu bitireceğim.” diyebileceğiniz tek bir öncelikli işle başlayın.

Önceliklerinizi belirlemek için bir yapılacaklar listesi oluşturun. Zihninizde sürekli dönen işleri görünür ve somut hale getirmek, her şeyi aklınızda tutma yükünü azaltır. Böylece zihninize, “Bunu kaydettim, daha sonra geri dönebilirim.” mesajını verirken dikkatinizi o anki işinize yönlendirebilirsiniz.

İki iş arasında ise ekrana bakmak yerine 5–10 dakikalık molalar verin. Her boşluğu yeni bir uyaranla doldurmak zorunda değilsiniz. Bazen zihnin bilgiyi işlemesi, toparlanması ve dinlenmesi için ihtiyacı olan şey, uyaransız birkaç dakikadır.

Kritik bir ayrımı da unutmamak gerekir: Yeni bir rutine uyum sürecinde yaşanan geçici zorlanmalar ile günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen ve uzun süren belirtiler aynı şey değildir. Eğer bu isteksizlik, yataktan çıkamama ve çökkünlük hali haftalardır hafiflemiyor ve günlük yaşamınızı aksatıyorsa, meseleyi yalnızca mevsime bağlamayıp bir uzmandan profesyonel destek almayı ihmal etmeyin.