Ülkemizde;

İnanılmaz çelişkili bir durum yaşanıyor.

Hele ki;

Geçen hafta boğazımız düğümlendi.

Malum.

Emekli bir polis memuru Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde “geçinemiyorum, utanıyorum artık” diyerek silahıyla intihar etti.

Haftası dolmamıştı ki;

Yaşanan fon vurgunundan değil milyonlar, milyarlar kazananlar olduğu ortaya çıktı.

İlginçtir;

Bu vurgundan yararlananlardan birinin de eski bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya olduğu görüldü.

Vurgun büyük.

Eşiyle fona tam 163 milyon lira yatırıyor, sonra bu parası sadece 4 ayda 1.3 milyar lira oluyor ve tam zamanında da parasını çekiyor.

Yani;

Parası batan 500 bini aşkın kişiden biri olmuyor!

Akıllara elbette şu sorular geliyor.

Birincisi;

İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP’ye geçince, 2008 yılında belediyeden tam 85 bin dolar (4.2 milyon TL) burs alarak ABD’de eğitim aldığı ortaya çıkan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında İmamoğlu’nun yaptığı şikayetlerin neden sonuçlanmadığı?

İkincisi;
O dönemde yüzlerce öğrenciye mütevazı burslar verilirken, Kaya’ya neden bu kadar çok paranın verildiği ve de üstelik ABD’ye gönderildiği?

Üçüncüsü;
Bursla okuyan bir kişinin 163 milyon lira gibi bir birikimi kısa sürede nasıl yaptığı?

Ki;
Akıllara hemen şu geliyor.

Bir kişi, tüm birikimini riskli bir yere yatırmayacağına göre, demek ki birikimi çok daha fazla olmalı ki, bu paranın kaynağı merak ediliyor.

Dördüncüsü;

Para hırsıyla birikimlerini kaptıran 500 bini aşkın kişi varken, Fatma Betül Sayan Kaya, fon skandalının patlayacağını nereden biliyordu da parasını 1.34 milyar lira düzeyindeyken çekti?

Bu skandala;
Hükümet yanlısı medya bile isyan etti ki, istifasını istediler ve güya Kaya da “görevden affını istedi”, yani istifa ettirildi AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden.

Üzerine bir de;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kaya ailesinin mal varlıklarına kısıtlama getirildi.

Ülkede;

Aşırı zenginlik ve aşırı fakirlik varken, sadece bu iki olay (intihar ve fon vurgunculuğu) bile büyük bir paradoks.

Hele ki;

Eski Bakan Kaya’nın olayı ise tam bir rezalet.

Bu skandal;

Kendi bakanlığına dezenfektan satan dönemin Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın istifası gibi geçiştirilmemeli.

Vurgun soruşturmasının mutlaka siyasi ve bürokrasi ayağı da ortaya çıkarılmalı.

Merak edilen bir başka konu da;

Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadesinin alınıp alınmayacağı?

Keza;
İfadenin alınmadığı ve telefon yazışmalarının incelenmediği her geçen gün, asıl büyük resmin ortaya çıkarılmasına mani olacaktır.

Hatırlanacaktır;

Sayan Kaya, Aile Bakanı olarak atandığı zaman, kamuoyunun gözünü boyamak için Togg marka makam aracı kullanmaya başlamıştı.

Bir süre sonra da;

Koltukları masaj yapan dönemin 32 milyon liralık en lüks Mercedes makam aracını aldırıp, onu kullanmaya başlamış, Togg da garaja çekilmişti.

Yine;

Bir konuşmasında, CHP’ye ve CHP’lilere ahlak dersi vermiş ve “CHP’de yolsuzluklar, hırsızlıklar ve ahlaksızlıklar giderek artıyor” demişti.

Eski Bakan;
AK Parti’deki görevinden alındığından bu yana sessizliğini koruyor.

Hükümete yakın medyanın “Açıklama yap” çağrısına dahi cevap veremedi ve sessizliğe büründü.

Türkiye’den uçan;

Milyarlarca liralık fon vurgununun görünen yüzü olan bu eski bakan ile bu iş kalmamalı.

On binlerce insanın sırtından kazanılan paralara el konulması gerektiği gibi, Cumhuriyet tarihinin bu büyük vurgunlarından biri olan skandalın bürokratik ve siyasi ayağına mutlaka uzanılmalıdır.