Dünyada böyle bir örneği yok.

Bu sabah;

Saat dokuzu beş geçe bir dakikalığına hayat durdu tüm ülkede.

Türk insanı;

Kendisine özgür ve bağımsız Türkiye’yi veren Ata’sının aziz hatırası önünde saygı duruşunda bulundu.

Anıtkabir ise adeta doldu taştı.

O’nun;
ölümünün üzerinden 84 yıl gibi uzun bir zaman geçse de bu sevgi giderek büyüyor.

Buna rağmen;

Yıllardır bıkmadan usanmadan, bu milletin ortak değeri, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk için büyük bir pişmanlık ve nefretle “olmasaydı da olurduk” diyor ya birileri?

Bir nevi doğru söylüyorlar.

Olmasaydı da olurduk.

Doğru.

Onlara;

Bursalı komedyen Ata Demirer’in başrolünü oynadığı, Gani Müjde’nin çektiği “Osmanlı Cumhuriyeti” adlı filmi izlemelerini öneririz.

Çünkü orada;
“Atatürk olmasaydı” anlatılıyor.

Tam da onlara göre bir film.

Gözlerinin açılmaları için.

Film;

Küçük Mustafa’nın 7 yaşındayken, Selanik’te dayısının çiftliğinde karga kovalarken ağaçtan düşüp ölmesiyle başlıyor.

Sonrası ise adeta bir zaman tüneli.

Keza;

7 düvele meydan okuyan Mustafa Kemal’in olmaması halinde günümüz Türkiye’sinin nasıl olacağını anlatıyor.

İnsan izlerken sinir küpüne dönüyor.

Tabi;
Bir Kurtuluş Savaşı olmamıştır, Türkiye kurulmamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu ağır toprak kayıpları sonrasında Anadolu’nun ancak batısındadır.
Ve, Amerikan mandasına girmiştir.

İstanbul’da;

Saray’da Sultan 7. Osman oturmakta ama kukladan öteye gitmemektedir.

Öyle ki;

Amerikan trafik polisi bile İstanbul caddelerinde ara sıra makam aracını durdurabilmektedir 7. Osman’ın.

Çünkü sembolik bir Padişah’tır.

Ülkeyi Amerikalılar yönetmektedir.

Ankara ise kalkınmamış bir kasabadır.

Yabancı askerler ülkenin her yerinde, istediği zaman kimlik kontrolü yapmakta ve gözünün tutmadığı kişiyi gözaltına almaktadır.

Ülkede demokrasi ve adalet yoktur.

Dini ibadetler ise izinle gerçekleşmektedir, camiye herkes alınmamakta, üst baş araması yapılmaktadır her seferinde.

Türk bayrağının asılması da yasaktır.
Cehaletin tavan yaptığı, okul açılmasının sınırlı olduğu böyle bir ortamda Osmanlı tam teslimdir Amerikan, İngiliz, Fransız ve Yunanlı’ya.

Olası küçük çaplı direnişçiler ise anında bastırılmakta ya da öldürülmektedir.

İzleyenler bilirler.

Filmin ikinci yarısında Mustafa Kemal’in var olduğu bir Cumhuriyet anlatılıyor.

Küçük Mustafa’nın;

Ağaçtan düştüğü sahneye geri dönülüyor ve bayıldıktan sonra ayağa kalkıp koşmaya devam ettiği görülüyor.

Bu sahnedeki alkışlar hala hafızamızda.

Kısacası…

Diyeceğimiz şu.

84 yıl önce bugün aramızdan ayrılan ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugünkü bağımsız Türkiye’nin tek mimarı.

Bugün ayak bastığımız bu toprakların dört bir yanı düşman postalı altındayken, Türk Milleti’ne bağımsız yaşama mücadelesinin önderliğini yapan Mustafa Kemal, istese yıllar yılı sülalesinin yöneteceği monarşik bir düzen kurmak yerine, en demokratik rejim olan Cumhuriyet’i armağan etti bu ülke insanına.

Ne var ki;

Bu düzenden yeterince nemalanamayan yobazlar, 1923’ten beri bitmiyor.

Gencinden yaşlısına;

Herkesin istiklal mücadelesine girdiği o yılların kahramanı Büyük Önder’e zaman zaman da ailesine dil uzatanları, nefret kusanları görüyoruz hala.

Bunlar;
“Atatürk olmasaydı”yı gayet iyi bilmelerine rağmen menfaatleri gereği salak’a yatıyorlar!

Yıllar önce;

Ünlü şair, yazar, araştırmacı Sunay Akın anlatmıştı kendisine has üslubuyla.

Atatürk’ün naaşı;

Top arabasında ve İstanbul’dan ayrılıyor.

Geçtiği her yer o kadar kalabalık ki, izdiham yaşanıyor.

Her yerde hüzün var.

Top arabası;
Karaköy’den geçerken birdenbire gökyüzünden düğme yağıyor!

Atatürk’ün Türk bayrağına sarılı tabutu düğme doluyor.

Dilden dile anlatılan bu efsaneyi Sunay Akın şöyle anlatıyor:

“Karaköy’de o sessizlikte “çıt”, “çıt” sesleri sarıyor her yeri.

Gökten düğme yağıyor.

Balkonlarda, camlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin Yahudi vatandaşları var.

Yahudi kardeşlerimiz, bu büyük lideri, kendi matem geleneklerine göre, gömleklerindeki düğmeleri kopararak uğurluyorlar.

Gökten adeta düğme yağıyor.

Gömleklerden düğme kopartılarak uğurlama ne demekmiş biliyor musunuz?

Ben senden sonra eksiğim…”

Ne kadar ilginç değil mi?

Mustafa Kemal Atatürk’ü kaybettik ama fikirleri hala bizimle yaşıyor.

Değil 84 yıl;

184 yıl geçse bile bu ülke insanının kalplerinden Atatürk sevgisini sökemeyeceklerini de çok iyi biliyorlar.

Ölümünün yıldönümünde Aziz Ata’mızın manevi huzurunda bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.

İyi ki vardı.