Uygulamayı…
Bir kardeş kent anlaşması için Mustafa Bozbey başkanlığındaki Nilüfer Belediyesi heyetiyle gittiğimiz Ukrayna’nın başkenti Kiev’de görmüştük.
Hayli de şaşırmış ancak pek beğenmiştik.
Keza;
Şehrin, Sovyet mimarisiyle harmanlandığı en büyük caddesi Khreshchatyk Caddesi’nde her pazar günü gerçekleştirilen bir uygulama varmış ki ona denk gelmiştik.
Sonu;
Bağımsızlık Meydanı’na çıkan 1.2 kilometre uzunluğundaki o devasa cadde, belediye yönetiminin aldığı kararla pazar günleri araç trafiğine kapatılıyor ve cadde tamamen yayalara bırakılıyordu.

Bu da, şehir insanına büyük bir ferahlık getiriyor, her türlü etkinliğe de fırsat veriyordu.
Hatırlıyoruz da;
Sonrasında, bu uygulamayı ilçesine getirmek istedi Başkan Bozbey.
O zamanlar kentin batı bölgesi daha gelişmemişti.
Özlüce, 19 Mayıs ya da 23 Nisan gibi yerler henüz yerleşime açılmamıştı, Kayapa, Hasanağa köydü.
O nedenle;
Yer olarak o dönemin gözde caddesi olarak FSM Bulvarı seçildi.
Planlamaya göre, FSM Bulvarı, gidiş ve geliş olmak üzere pazar günleri araç trafiğine kapatılacak ve tamamen yayalaştırılacaktı.
Kısacası;
Nilüferli’ler çoluk çocuk sokağa inecekler, hatta bazı sokak sanatçıları da bulunacaktı.
Ne var ki;
Böylesine güzel bir düşünceye yine siyaset karıştı.
Ağırlığı iktidar mensuplarından ve bürokratlardan oluşan UKOME’den (Ulaştırma Koordinasyon Merkezi) bu izin çıkmadı.
Ve böylece, Bursa’da bir ilk olacak uygulama, siyaset çekememezliğinin kurbanı oldu.
Hafta sonunda;
Bir etkinlik için komşu şehir Eskişehir’deydik.
Karşımıza ne çıktı dersiniz?

Yine bu uygulama çıktı.
Eskişehir’de her ayın son pazar gününde, bazı seçili bölgelerin araç trafiğinden arındırıldığını ve “arabasız pazar” adı altındaki bu uygulamayla yaya dostu ulaşımın teşvik edildiğini gördük.
Bilenler bilir.
Eskişehir çok butik bir kent.
Kent içinde pek çok noktaya yaya olarak gidilebiliyor ki, bu “arabasız pazar” uygulamasıyla, daha da konforlu hale gelmiş yaya yolculukları.
Caddelerdeki bisikletliler, bebek arabalarıyla dolaşan çiftler, özgürce top oynayan çocuklar, caddede bağdaş kurup kahvelerini yudumlayan gençler, can dostlarını gezdirenler, sokak şarkıcıları da cabasıydı.
Bu kez daha da beğendik Eskişehir’i.
İşin tuhafı;
Orada da UKOME var doğal olarak.
Ancak belli ki;
Kurulda çoğunluğu elinde bulunduran merkezi yönetimin belirlediği temsilciler bile, Eskişehir ve Eskişehirli için ağızbirliği etmişler ve CHP’li belediyenin teklifine destek vermişler.
Çok da iyi etmişler.
Eskişehir bir başka güzelleşmiş.
Hele ki Porsuk ve çevresinin tamamen yaya trafiğine ayrılmasıyla, korna sesinin hiç duyulmadığı sakin bir kent olmuş Eskişehir.

Şunu da iletelim.
Öylesine fazla Bursa plakalı araç gördük ki komşu Eskişehir’de, hem sevindik, hem üzüldük.
Eskişehir adeta bölgenin cazibe ve turizm bölgesi olmuş.
Her yeri canlı ve hareketli.
Hele hele, açık hava çarşılarını gezerken adeta zaman yolculuğu yapıyorsunuz ki gerçekten görmek ve yaşamak gerekiyor.

Kentin her yeri aynı bir merkez.
İnsanlar, Bursa’daki gibi tek bir yerde yığılmıyorlar.
Şehirleşme adeta Avrupa seviyesinde.
Tabi;
Şehrin içindeki 3 üniversitenin, Eskişehir’e kattığı değeri de es geçmemek gerekiyor.
Binlerce üniversiteli sayesinde esnafın ve mekanların bile kalitesi artmış, yaşam standartları çok yükselmiş.
Trafik düzenli, insanlar saygılı.
Bizimki gibi metroya ne de tramvaya benzemeyen gerçek hafif raylı sistemler şehri kaplamış.
Kaldırımlarda ne esnaf işgali var, ne de otopark işgali.
Kaçak inşaat yok gibi.
Belediyeler halka, halk da belediyelerine güveniyor.
Şehir gece bile ışıl ışıl, her yer aydınlık, tek karanlık yer yok.
Trafik tabelaları bile Ankara’daki gibi farklı, şehre özel.
Suç oranları çok düşük.
Velhasılı;
Eskişehir Bursa’yı çoktan geçmiş de haberimiz olmamış.
Bu yüzden demiyor muyuz yıllardır, “Bursa kocaman bir köy” diye?
Yaşanan siyasi düşmanlıklar ve rant kavgaları nedeniyle her geçen gün kimliksiz bir şehre dönüşüyor koca Bursa.