Hiç kuşku yok ki;
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından, 12 Haziran 2011 genel seçimleri öncesinde Bursa’dan aday gösterildiğinde Bülent Arınç ismi büyük yankı yaratmıştı.
Nitekim;
Seçim öncesi de kudretli bir Başbakan Yardımcısı’ydı ki, Türk siyasetinde hayli etkin olan böyle bir “ikinci adam”ın, Bursa’dan aday gösterilmesi, tüm gözlerin kendisine çevrilmesine yol açmıştı.
TRT, Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu’ndan da sorumlu olan Arınç, 7 Haziran 2015 seçimlerine değin Bursa’nın da en güçlü siyasetçisiydi.
Yanlış hatırlamıyorsak;
O dönem hayli ses getiren “Ben sadece bakan değilim, benim aynı zamanda bir özgül ağırlığım var” sözünü de Bursa Milletvekiliyken ifade etmişti.
AK Parti’nin kurucularından olan Arınç, şu anda parlamentoda bulunmamasına rağmen gerek siyasette, gerekse partisi içinde hayli etkin bir isim.
Kendisini de;
Bu bahsettiğimiz 2011 genel seçimleri öncesinde Bursa’dan aday gösterildiğinde yakından tanıma fırsatı bulmuştuk.

Görevimiz gereği de kendisiyle pek çok görüşmemiz olmuştu ki, hemen herkesin tahmin edebileceği gibi bu görüşmelerin neredeyse tamamında bir “manşet haber” çıkıyordu.
Bursalılar kendisini seviyor, O’nun da, merhum annesi ve abisi nedeniyle Bursa’ya olan özel bir ilgisi vardı.
Memnundu da Bursa vekili olmasından.
Hatırlıyoruz da;
Hükümetin böylesine güçlü bir ismine sağolsun, ulaşabiliyor ve zaman zaman da önce yazar olarak ardından da Bursa Hakimiyet Gazetesi Genel Yayın yönetmeni olarak AS TV’de canlı yayınlarda konuk ediyorduk.

Ne yalan söyleyelim, canlı yayın davetimizi ne zaman kabul etse, kurumda elimiz ayağımız birbirine dolaşıyor, akşam ki yayının hazırlığı yapılıyordu.
Böylesine güçlü bir isim, yayına 30 dakika kala gelince de, medya binamızın önü adeta ana baba günü oluyordu.
Kaldı ki, AS TV’de katıldığı tüm canlı yayın programlarında gündeme dair söyledikleri anında ulusal gündem de oluyordu.
Bu nedenle;
Arınç, moderatör gazeteci olarak bizim en çok mesleki heyecan duyduğumuz bir isimdi.
Önceki akşam;
Sözcü TV’de canlı yayın konuğu olduğunda hem yayına kilitlendik, hem de eskiler canlandı hafızamızda.
Söyledikleri yine önemli ve etkiliydi.
Hele ki bir hukuk adamı olarak, bugün Türkiye’de en fazla eleştirilen ve tartışılan konuların başında gelen adalet ve yargıya dair eleştirileri yine fazlasıyla manidardı.
Malum;
Görevden partisi tarafından el çektirildiğinden beri Ankara’nın eski belediye başkanı Melih Gökçek’in CHP’li şimdiki başkan Mansur Yavaş’la olan çekişmesi sürüyor.
Sık sık sık da yayınlarda bağlanıp, Yavaş’ı eleştiriyor, karşısına çağırıyor.
Sözcü TV’de konuk olduğunda bu konu da konuşuldu.
Kendisine yöneltilen;
Gökçek’le ilgili yıllar önce söylediği “Ankara’yı parsel parsel sattı” ifadesine yönelik de, bugün çok tartışılan yargı sistemine ilişkin çarpıcı bir cevap verdi.
“Adını bile anmak istemediğim bu kişi için” dedi “Mansur Yavaş Bey, bu kişi için 100’e yakın dosyayı Adliye’ye intikal ettirdiğini ancak hiçbir işlem yapılmadığını söylemişti.
Beni de aynı şekilde 10 yıl önce söylediğim bu söz nedeniyle bugüne değin tek bir savcı ifadeye çağırmadı, bildiklerimin hepsi malum, savcılar çağırırsa ifade vermeye giderim”
Bilenler bilirler;
Arınç bir şey söylerken o sözlerinin içinde pek çok eleştiri de barındırır.
Gördüğümüz kadarıyla bu sözleriyle, yargının siyasallaştığı iddialarına da hayli ciddi bir dokundurma yaptı ki aldığımız notlar arasındaydı.
Yanı sıra;
Yine hukukçu kimliğine dayanarak, tutukluluğu çok tartışılan Ekrem İmamoğlu’na yönelik fikirleri de dikkat çekiciydi Arınç’ın.
İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını çok erken açıkladığını, bu kadar erken açıklamasaydı tutuklanmamış olacağını düşündüğünü söyleyen deneyimli siyasetçinin, “Ben, Erbakan, Erdoğan geçmişte çok yargılandık, ama o gün bize düşman olanlar bile bizi tutuklu yargılamadı, Ekrem İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalıydı” sözleri de şüphesiz önemliydi.

Kanımızca;
AK Parti içinde özel bir aklın temsilcisi olan deneyimli siyasetçinin bu ve benzer nitelikteki çıkışları, partisinin de zaman zaman ray dışına çıkmasının önüne geçiyor, bir nevi bariyer oluyor.
Hafızamız yanıltmıyorsa;
İBB Başkanı seçildiğinde Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret edip “hayırlı olsun” dileklerinde bulunanlar arasında TBMM’nin eski başkanı Bülent Arınç da vardı ki, bu ziyaretten hiç yüksünmemiş ve bunun bir nezaket ziyareti olduğunun özellikle altını çizmişti.
Tanıdığımız kadarıyla söyleyebiliriz ki, bugün görevleri ve icraatları tartışılan bazı hükümet üyelerinin yerinde veya üzerinde böyle bir isim yine bulunuyor olsaydı, hükümet, belki de çoğu konuda bu kadar eleştirilmez ve hata yapmazdı.
Zaman zaman;
Türkiye’de çok tartışılan ve toplumda infiale yol açan konularda vicdanların da sesi olan Arınç öyle görünüyor ki bu çıkışlarını sürdürmeye devam edecek.