Bugün;
Bursa’daki ve ülkedeki yoğun ve sıkıcı gündemden çıkıp komik bir hikayeyi paylaşalım sizlerle.

Bursa’da ilginç bir tip var.

Adı Harun Ağca.

Whatsapp Image 2026 10 07 At 16.57.54

Bildiğimiz kadarıyla;
Prof. Dr. Ferudun Yılmaz yönetimindeki Uludağ Üniversitesi’nde çalışıyor.

Bu tip canı sıkılınca karakola gidip, zırt pırt beni şikayet ediyor.

Herhalde altıncı şikayeti falan oldu.

Tümü de takipsizlikle sonuçlanıyor.

Çünkü yalanın, dolanın, iftiraların havalarda uçuştuğu şikayetler bunlar.

Hepsinden de eli boş dönüyor.

Peki kim bu ilginç tip biliyor musunuz?

Yaklaşık 10 ay önce yapılan Bal-Göç seçimlerinde başkan adayı olup, sonra da genel kurul salonunda başkan seçilemeyeceğini anlayınca adaylıktan çekilen Fahriye Vatansever Ağca’nın kocası.

Hem;

Bal-Göç’le ilgili tespitlerimiz ve yazılarımızdan, hem de karısının Bal-Göç’e başkan seçilememenin verdiği hazımsızlıktan deyim yerindeyse manevi kabızlık çekiyor aylardır.

Bu tipi;

Bir süre önce kamuoyu da yakından tanıdı.

Özellikle de hastane ve üniversite çevresi.

Bu tip;

15 Temmuz 2016’da Tayyip Erdoğan hükümetine darbe yapmaya kalkışan hain terör örgütü FETÖ’yle bağlantısı nedeniyle devlet memurluğundan ihraç edilen kişinin kardeşi.

Kendisi de;

Darbe girişimi sonrasında, Uludağ Üniversitesinde yapılan FETÖ soruşturmalarında soru işaretli görülüyor ve bir süre sonra da görevden uzaklaştırılıyor.

Hatta adı TBMM tutanaklarında bile geçiyor.

Ancak sonra geri dönmeyi başarıyor.

İşte;
Bu bilgiler, kendisini yeterince tanımayanlar tarafından da öğrenilince haliyle paniğe kapılıyor bu tip.

Kendi kafasına göre güya intikam almak için zırt pırt karakola gidip iftira üzerine iftira atıyor.

Son attığı şikayetiyle de;

Ünlü polisiye romanları yazarı Agatha Christie’ye adeta meydan okuyor.

Bu sefer ne uydurmuş şikayetinde biliyor musunuz?

Çocukları da dahil olmak üzere “Ailesini tek tek katledeceğimi” ve bu yüzden korku içinde yaşadıklarını söylemiş karakoldaki yeni şikayetinde.

Nerede olmuş, ne zaman olmuş, kim görmüş orası belli değil.

Tamamen uydurmuş yine.

Yani;

Adeta seri bir katil ilan etmiş beni.

Bir de değil, üst üste birkaç cinayet üstelik.

Adeta toplu katliam!

Diyoruz ya hem ilginç hem de komik bir tip bu.

Film senaryolarına taş çıkartacak bu deli saçması şikayete cevap verirken, yanımızdakiler de güldüler.

Birlikte eğlendik biraz.

Savcılık da;

Haliyle, yer, zaman, tanık, mesaj, ses kaydı, kamera görüntüsü ya da benzeri bir delil olmadığından hareketle, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.

Öğrendiğimize göre buna bir de resmi uyarı gitmiş, ısrarla kamuyu meşgul ettiğine dair.

Şimdi;

Bu ilginç tipi ne bekliyor biliyor musunuz?

Avukatlarımızın hazırladığı “Kişinin hak arama özgürlüğü sınırını aşması ve kötü niyetle yapması” tespitinden hareketle yüklü bir manevi tazminat davası.

Hiç tanımıyoruz bu tipi ama anladığımız kadarıyla takıntılı biri.

Ne diyelim.

Allah, ailesine ve idari amirlerine sabırlar versin.