İstanbul’da yaşanan sel felaketi, doğal afetlerin yaşamı ne kadar kısa sürede etkileyebildiğini bir kez daha gösterdi. Yaşanan can kayıpları ve mahsur kalan insanlara ilişkin haberler, çocuklarda kendileri ve sevdikleri için kaygı yaratabilir.

Bir çocuk, “Ya bizim de başımıza gelirse?” diye sorduğunda onu rahatlatmak için “Bize bir şey olmaz.” demek isteyebiliriz. Ancak çocuğa güven vermek, geleceğe ilişkin kesin sözler vermek değildir.

Peki, böyle bir soruya nasıl yanıt verebiliriz? Öncelikle çocuğun neyi merak ettiğini anlamaya çalışabiliriz. Ardından bildiklerimizi, yaşına uygun ve açık bir dille anlatabiliriz. Örneğin, “Böyle olaylar bazen yaşanabiliyor. Şu an bulunduğumuz yerde durumun ne olduğunu birlikte öğrenebiliriz” diyebiliriz. Bilmediğimiz bir konuda kesin konuşmak yerine, “Bunun cevabını şu an bilmiyorum; doğru bilgiyi birlikte öğrenelim” demek daha güvenilirdir. Çocuğun sormadığı korkutucu ayrıntıları anlatmak ya da kaygısını hemen gidermeye çalışmak yerine, sorularını dinlemek ve duygularını ifade etmesine izin vermek önemlidir.

Her çocuk korkusunu aynı şekilde göstermez. Kimi daha fazla soru sorar, kimi sessizleşir, kimi de ebeveyninden ayrılmak istemez. Bu değişiklikler uzun sürüyor veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek alınabilir.

Çocukların bütün korkularını ortadan kaldıramayabiliriz. Ancak sorularını sabırla yanıtlamak, duygularını anlamaya çalışmak ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmak, belirsizlikle baş etmelerini kolaylaştırabilir.